Sitede Ara

Astımlı çocuklara derin bir nefes!

{%= Faq.Title %}
Çocukluk çağı astımları tedavisinde öncelikli amaç atakların ve yaşam kalitesinin bozulmasının önlenmesidir. Doğru inhalasyon tekniği ve cihazlarıyla ilacın akciğerdeki bronşlara ulaştırılmasıyla astımlı çocuklar rahat nefes alırlar.


Astım; alt solunum yollarının daralması ile sonuçlanan, kronik bir akciğer hastalığıdır. Çocukluk çağı astımının nedeni tam olarak tespit edilememiş olmasına rağmen, güncel araştırmalar; çevresel faktörler, genetik ve biyolojik risk faktörlerinin rol oynadığını desteklemektedir. Çocuklarda en sık rastlanan kronik hastalık olan astımın sıklığı, ülkelere, ırka, coğrafi bölgelere ve çevresel etmenlere göre değişmektedir. Ülkemizdeki sıklığı % 5-15 aralığındadır. Kentlerde, kasaba ve köylere göre daha sıklıkla görülmektedir. Tüm astımlı hastaların yaklaşık % 50 kadarında semptomların başlangıç yaşı erken çocukluk dönemidir. Astımı olmayan çocuklar da dahil olmak üzere çocuklarda, özellikle 3 yaş altında, hışıltı ve öksürük yaygındır. Çocukların % 20’sinde bir yaşına kadar, % 33’ünde 3 yaşına kadar, % 50’sinde 6 yaşına kadar en az bir kez hışıltı görülür. Ancak, erken çocukluk döneminde tekrarlayan hışıltı atakları olan çocuklardan yalnızca küçük bir kısmında bu ataklar, geç çocukluk döneminde astım olarak devam eder. Yani çocukluk çağında başlayan hışıltıların çoğu hava yollarının genişlemesi ve aşırı reaksiyonun düzelmesiyle birlikte ortadan kalkar. Tekrarlayan hışıltıları olan çocuklarda astım gelişimini tahmin etmek için astım tahmin indeksinden yararlanılmaktadır. Astım tahmin indeksi için büyük ve küçük risk faktörleri mevcuttur. Bir büyük veya iki küçük risk faktörü varlığında indeks pozitif kabul edilir. Bu çalışmada indeksi pozitif olanlarda 6-13 yaşlar arasında astım gelişme olasılığı, indeksi negatif olanlara göre 4-10 kat fazla olduğu gösterilmiştir. Astım tahmin indeksi negatif olan çocukların % 95’inde astım gelişmediği gösterilmiştir.

ÖKSÜRÜK VE HIŞILTI VARSA…
Erken çocukluk döneminde astım tanısı ağırlıklı olarak klinik değerlendirme ve fiziki inceleme üzerine kuruludur. En sık belirlenen bulgular öksürük ve hışıltıdır. Çocuklarda tekrarlayan ve düzelmeyen hışıltıya sebep olan; reflü, kistik fibrozis, verem, ya da yabancı cisim aspirasyonları gibi astım dışı nedenlerin de mutlaka araştırılması gerekir. Büyük çocuklarda iyi bir öykü ve fiziki inceleme ile astım tanısı konur. Bazen bunu desteklemek için IgE, solunum fonksiyon testleri, alerji testleri yapılması gerekebilir.IgE testi % 60 civarlarında doğru sonuçlar vermektedir. Yani kişinin IgE düzeyinin düşük olması alerjik bir yapıya sahip olmadığını tam anlamıyla göstermez. Çocuklarda alerji testleri kanda bakılan spesifilk IgE ve deri testleri olmak üzere 2 şekilde yapılır. Deri testlerinin daha küçük yaşlarda da yapılabilmesine karşın 3 yaş ve üzerindeki çocuklarda yapılması önerilmektedir. Spesifik IgE’ye oranla; daha hızlı, ucuz ve iyi sonuç vermektedirler. Ancak yapılmadan önce bazı ilaçların kesilmesi gerekir. Özellikle alerji şurupları, nezle, grip ilaçları belirli süre kesildikten sonra yapılmalıdırlar. Deri testlerinin yapılamadığı küçük çocuklara, ilacın kesilmesinin mümkün olmadığı durumlarda kanda pesifik IgE bakılması önerilir.

DOĞRU CİHAZ, DOĞRU TEKNİK
Çocukluk çağı astım tedavisinin amacı; semptomların kontrolü ve kontrolün devamının sağlanması, atakların ve yaşam kalitesinin bozulmasının önlenmesidir. Astımlı hastaların ilaç tedavisi, semptom kontrolü ve yaşam kalitesinin arttırılması için, risk faktörlerinin saptanması ve başta sigara dumanı olmak üzere maruziyetin azaltılması gerekir. İnhale kortikosteroidlerin yan etkileri nedeniyle hastaların ya da anne-babaların ilaç kullanım uyumu etkilenebilir. Hastalığın kontrol düzeyine göre tedavi ihtiyacı belirli aralıklarla yeniden ayarlanmaktadır. Yeni tedavi başlanan hastalar 4 haftada bir değerlendirilerek tedavinin yeterli kontrolü sağlayıp sağlamadığına bakılmalı, kontrol sağlanana kadar tedavi her vizitte basamak yükseltilerek tekrar düzenlenmelidir. Çocuklarda inhalasyon tekniği astım tedavisinin temelini oluşturur. Etkin tedavi için, farklı yaş grupları, farklı inhalasyon cihazları ve teknikleri gerektirir. İnhalasyon cihazı ve tekniğine hastaya göre karar verilmelidir. Hastalar ve anne babaları cihaz kullanımını mutlaka doğru öğrenmeli ve uygun teknikle ilaç vermelidirler. Tedavinin başarılı olabilmesi için doğru cihazlar ve tekniklerle ilacın akciğerdeki bronşlara ulaştırılması gereklidir. Bu durum tedavi başarısını etkileyen en önemli konudur. Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar; rahatlatıcı (nefes açıcı) ve kontrol edici ilaçlar olmak üzere iki gruptur. Nefes açıcılar (ventolin gibi) hasta nefes darlığı yaşadığı, bronş daralması olduğu dönemlerde kullanılmalıdır. Kontrol edici ilaçlar ise düzenli kullanılması gerekli olan, çocuğun alerjenlerle karşılaşması, enfeksiyon olması durumunda bronşlarda daralma olmasına karşı koruyucu ilaçlardır.

Oral ve sistemik kortikosteroidler (Ağızdan ya da iğne olarak kullanılan kortizonlu ilaçlar):
Ciddi yan etkiler ile ilişkili olduğundan küçük astımlı çocuklarda sadece şiddetli ataklarda kullanılmalıdır. Bu ilaçlar zorunlu olmadıkça kullanılmamalı ve kullandıktan sonra atak geçirmeye sebep olan durumun düzeltilerek tekrar kullanma olasılığı azaltılmalıdır. Yani bu ilaçlara ihtiyacımız olmayacak şekilde, ilaç kullanım tekniği, kontrol edici ilaçların dozu iyi ayarlanmalı ve önlemler iyi alınmalıdır. İmmünoterapi (Aşı tedavisi): Kişiye alerjisinin olduğu madde küçük dozlarda verilerek vücudun bu alerjenlere tolerans göstermesinin sağlanması esasına dayanır. Tedavi süresinin uzunluğu, uygulama sonrası en az yarım saat izlem süresi ve ciddi alerji gibi ölümcül seyirli yan etkilerin görülebilmesi gibi sebeplerden dolayı seçilmiş hastalarda tercih edilmelidir. Son yıllarda sublingual (dilaltı) immünoterapinin de etkili olduğu ve yan etkilerinin daha az olması sebebiyle daha fazla tercih edildiği bilinmektedir. İmmünoterapi özellikle sıkı alerjen temasından kaçınma ve inhale steroidler dahil medikal tedavinin astım semptomlarını kontrol altına almada yetersiz kaldığı durumlarda tercih edilebilir. Bununla birlikte 5 yaş altı çocuklarda astım için immünoterapiyi etkili ve güvenli olduğunu değerlendiren yeterli sayıda çalışma yoktur. Bu nedenle 5 yaş ve altındaki çocuklarda önerilmemektedir. Grip Aşısı: Astımlı çocuklarda rutin olarak grip aşısı yapılmasının astım ataklarını azaltmadığı ve daha iyi astım kontrolünü sağlamadığı gösterilmesine karşın ortaağır astımı olan hastalarda yapılması önerilmektedir.

ASTIM TAHMİN İNDEKSİ
Büyük Risk Faktörleri

> Doktor tanılı atopik dermatit
> Ebeveynlerde doktor tanılı astım
> Solunum alerjen duyarlılığı

Küçük Risk Faktörleri
> Periferik kanda eozinofili (>% 4)
> ÜSYE dışında da hışıltı
> Doktor tanılı alerjik rinit
> Besin alerjen duyarlılığı

İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ NELERDİR?
Astım kontrol tedavisinde birinci basamak tercih olan steroidlerin; ilacın direkt akciğerlere ulaşabilmesine olanak sağlaması, ağızdan yada iğne olarak kortizonlu ilaç tedavisine oranla yan etkilerin çok daha az görülmesi nedeniyle; solunum yoluyla verilmesi tercih edilir. Ancak buna rağmen, inhale steroidlerde lokal ve sistemik yan etkilere neden olabilmektedir. Solunum yolundan kullanılan kortizonlu ilaçlar 1978 yılından beri kullanılmaktadır. Bu nedenle etkileri ve yan etkileri ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların birinde günlük 400 mikrogram dozunda her gün 6 yıl boyunca kullanan çocuklarda boy uzamasını etkilemediği bilinmektedir. Ancak günlük 800 mikrogram ve üzerindeki dozların yan etkilerinin fazla olduğu bu dozun üzerine çıkılmaması önerilmektedir. İnhale steroidlerin kullanımı sırasında ilaç ağız içi ve üst havayollarında birikerek pamukçuk, aft, ses kısıklığı, farenjit ve refleks öksürük gibi lokal yan etkilere sebep olabilir. Bu yan etkiler aracı cihaz kullanılması, uygulama sonrası ağzın suyla çalkalanması veya diş fırçalanması ile çok belirgin azalmaktadır. İnhale steroidler; kemik erimesi, büyüme hızında azalma, katarakt, glokom ve ciltte incelme gibi nadiren daha ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Ancak 200 mikrogram ve daha düşük dozlarda bu yan etkiler hiç görülmemiştir.