Sitede Ara

{%= Faq.Title %}
Kalp rahatsızlığına bağlı inmeler, birçok insanın kabusu. Hastalığın tedavisinde yeni kuşak kan sulandırıcıların güvenilirliği önemli bir yer tutuyor.



Gerek dünyada gerek ülkemizde yaşlı nüfusun giderek artması ile birlikte kalp yetersizliği, ritim bozuklukları ve buna bağlı inmeler giderek artmakta ve önemli bir toplum sağlığı problemi haline gelmektedir. Damar tıkanıklığı, kontrolsüz yüksek tansiyon, obezite, kontrolsüz şeker hastalığı, genetik nedenler ve yaşla birlikte kalbin kasılma fonksiyonları bozulmakta ve çeşitli ritim bozukluklarını tetiklemektedir. Ritim bozukluklarından en önemlisi ‘atriyal fibrilasyon’ olarak adlandırılmaktadır. Kalbin senkron çalışmaması sonucu, atriyum denen kulakçıklarda ve özellikle appendiks diye adlandırılan bölgesinde kan akımı yavaşlar ve pıhtı oluşur. Bu pıhtının başta beyin olmak üzere vücudun herhangi bölgesine atması sonucu inme ve diğer damar tıkanıklıkları meydana gelmektedir. İnmeleri engellemek veya azaltmak için pek çok kan sulandırıcı ilaç geliştirilmiş olup bunlardan bilinen en eski ilaç ‘Coumadin’dir. Ancak tedavi-doz aralığı çok dar olduğundan kullanımı oldukça zordur. Dozun yetersiz kalması pıhtılaşmayı ve buna bağlı inmeyi engellemekte yetersiz kalırken; yüksek dozlarda beyin, midebağırsak, idrar yolları, diş etleri ve cilt olmak üzere tüm vücutta kanamaya yol açabilir. Bu yüzden laboratuvarda ilaç kan değerlerini sık sık ölçmek ve ona göre doz ayarlaması yapmak gerekir. Bu amaçla protrombin zamanı ve INR değeri olarak adlandırılan standardize edilmiş ölçüm değerleri geliştirilmiştir.

ŞİDDETLİ BAŞ AĞRISI, CİLTTE BÜYÜK MORARMALAR, DİŞ ETLERİNDE KANAMA...
Coumadin kullanacak hastalara ilaca başlandıktan sonra şiddetli baş ağrısı, büyük abdestin siyah gelmesi, idrarın koyu çay renginde olması, cildinde büyük morarmalar, diş etlerinde kanama gibi belirtiler ortaya çıkar çıkmaz ilaç alımını hemen durdurup mutlaka doktora başvurması gerektiği mutlaka vurgulanmalıdır. Yalnız yaşayan veya psikiyatrik problemleri olan veya herhangi bir nedenle komadin kullanımına uyum göstermeyeceği öngörülen hastalara coumadin başlanmamalıdır. Coumadin’in antidotu (etkisini geriye çevirecek temel ilaç) K vitamini olup doz aşımı durumunda derhal coumadin kesilip K vitamini damardan yapılmalıdır. K vitaminine rağmen devam eden kanamalarda veya aşırı yüksek dozlara bağlı kanamalarda taze donmuş plazma ve tam kan transfüzyonu düşünülmelidir. Coumadin’in bu yan etki ve kullanım zorlukları birtakım yeni kuşak ilaçların geliştirilmesine neden olmuştur.

YENİ KUŞAK KAN SULANDIRICILAR OLDUKÇA GÜVENİLİR
Yeni kuşak kan sulandırıcılar olarak adlandırılan bazı ilaçlar (dabigatran, rivaroxabani apiksaban gibi) son yıllarda klinik kullanıma girmiş olup en büyük avantajı sık sık kan düzeyi ölçümü ve doz ayarlaması gerektirmemesidir. Bugün için bacak damar tıkanıklığı, kalp ritim bozuklukları, akciğer embolisi ve cerrahi müdahaleler öncesi ve sonrası pıhtılaşmayı önlemede kullanılan güvenilir ilaçlardır. Dozları standarttır, diğer ilaçlar, yiyecekler, sebze –meyvelerle etkileşmezler. Ancak bu ilaçların özellikle protez kalp kapağı olan hastalarda Coumadin’e alternatif olarak kullanımı ne yazık ki beklenen faydayı sağlamadığından bu hasta gruplarında kullanımı uygun değildir. Yine diyaliz tedavisi altındaki hastalarda da kullanımı uygun değildir. Yeni kuşak kan sulandırıcıların bir diğer olumsuz yanı bu ilaçlarla doz aşımı veya kanama durumunda spesifik antidotlarının henüz geliştirilmemiş olmasıdır. Dolayısıyla bu ilaçları kullanırken tıpkı Coumadin’de olduğu gibi hastalara bu ilaçların da temel fonksiyonunun kan sulandırmak olduğu ve kullanım sırasında kanama açısından yine de uyanık olunması gerektiği mutlaka anlatılmalıdır.