Sitede Ara

{%= Faq.Title %}
Şekeri yüksek seyreden diyabet hastaları bir süre sonra ‘diyabetik nefropati’ yaşayabilirler. Bu durumda gerekli önlemler alınmazsa böbrek nakli ya da diyaliz tedavilerine giden bir süreç başlayabilir.
Şeker hastalığı (diyabet) sadece kan şekeri yüksekliğinden ibaret olmayan ve tüm organları dolayısıyla her iki böbreğimizi de etkileyebilen ciddi bir hastalıktır. Salgın bir hastalık gibi sıklığı artan diyabet; aynı zamanda hem tüm dünyada hem de ülkemizde böbrek hastası sayısını da yükseltiyor. Türkiye’de böbreklerini kaybedip diyaliz tedavisi görmekte olan hastaların üçte birisinde neden; şeker hastalığıdır. Şeker hastalığının çocukluk çağında (Tip 1) ve erişkin yaşta (Tip 2) ortaya çıkan iki tipi vardır. Her iki tip de böbrek hastalığına yol açabilir. Peki biz ya da bir yakınımız şeker hastalığına yakalandığında böbreklerimiz ne kadar tehlike altındadır? Maalesef şeker hastalığı üç hastadan birinde böbrek hastalığına yol açıyor. Bu hastaların önemli bir kısmında da böbrek hastalığı ilerleyebiliyor.

PROTEİN KAYBIYLA BAŞLAR
Şeker hastalığının böbreklerimizi tutması yani tıbbi terimi ile diyabetik nefropati diğer böbrek hastalıkları olmadan şeker hastalarının idrar tahlillerinde sürekli protein kaybettiklerinin gösterilmesiyle tanımlanır. Normalde besinlerden aldığımız proteinler böbreklerimiz tarafından tutularak idrara atılmaz. Şeker hastalığı böbreklerimizin süzgeçlerine hasar vererek idrarla protein kaybetmemize yol açar. Daha sonra bu hasar ilerleyerek böbrek yetmezliği ve hipertansiyon gibi istenmedik durumlara yol açar. Gerekli önlemler alınmaz ise yıllar içerisinde de böbrek nakli ya da diyaliz tedavilerine gereksinim olabilir. Şeker hastalığının böbreklerimizi tutup tutmadığının taramasına, Tip 1 hastalarda teşhis tarihinden 5 yıl sonra, Tip 2 hastalarda ise teşhis tarihinden itibaren 6 ayda bir yapılan ‘mikroalbumin testi’ dediğimiz basit bir idrar tahlili ile başlanmalıdır.

SABIR VE İRADE GÖSTERMELİ
Şeker hastalığı yaşayanların böbreklerini koruyabilmesi için farklı önlemler bulunuyor. Bunun en önemli yolu şeker hastalığının diğer istenmeyen durumlarında da olduğu gibi, kan şekeri ayarının en uygun değerlere yakın olacak şekilde yapılmasıdır. Bunun için de poliklinik kontrollerine düzenli gidip, diyet ve egzersizlere önem verip, üç aylık kan şekeri denilen HbA1c testi sonucunun %7’nin altında tutulması gerekmektedir. Özellikle böbrek hastalığı erken teşhis edildiğinde (mikroalbumin aşamasında) böbrek yetmezliği gelişmesi önlenebilir. Böbrek yetmezliği başladığında ise uygun önlem ve tedaviler ile hastalığı yavaşlatmak mümkündür. Bunların başında tansiyon ve kan şekerinin iyi dengelenmesi, protein kaçağını azaltan ilaçlar, sigaranın bırakılması ve kilo verilmesi gelir. Şeker hastalığının kontrolünde temel nokta, teşhis tarihinden itibaren hastalarımızın sabır ve iradeli olması; biz doktorların ise onlara göstereceği ilgi gibi gözükmektedir.