Sitede Ara

{%= Faq.Title %}
Cilt çevresel etkenlerle doğrudan teması olan organımız olması sebebi ile sadece genetik ve içsel değil, çevresel etmenlerden de büyük ölçüde etkilenir. Hassas cildinizi kışın etkilerine karşı korumak için bakım yapmayı unutmamalısınız.

Kan akışının azalmasıyla cildin beslenmesi bozulduğundan kış ayları boyunca cilt daha renksiz, mat, donuk ve solgun görünümde olur.



İnsan cildi; güneş ışınları, çevre kirliliği, dengesiz beslenme ve sigara gibi nedenlerden dolayı zarar görebilmektedir. Ciltte lekelenmeler, kırışıklıklar, damarlanma artışları ve elastikiyet kaybı meydana gelebilmektedir. Dış faktörlerle mücadelede; güneşten iyi korunma, sigara kullanmama, düzenli beslenme ve yeterli uykunun yanı sıra; cilde profesyonel bakım uygulanması ve yine dermatolog tarafından önerilen cilt tipine uygun ürünlerin kullanımı da oldukça önem taşımaktadır. Mevsim geçişlerindeki ısı, nem, rüzgâr, ultraviyole değişiklikleri cildi olumsuz etkiler. Yazın ısınan hava ve artan nem etkisi ile cilt gözenekleri açılır, cildin sebum üretimi azalır, kılcal damarlar genişler. Yaz aylarının sonlarına doğru cildin en üst tabakası (epiderm) kalınlaşırken, uzun süren ultraviole hasarı neticesinde, orta deri (kollajen ve elastin içeren katman) ise incelir. Ultravioleye bağlı yüzeysel ve derin pigmentasyonlar olur, kılcal damarlar belirginleşir, mevcut cilt rahatsızlıkları ve alerjiler alevlenir. Cilt daha nemsiz, daha yağsız ve dış etkenlerden daha kolay etkilenebilir hale gelir. Kış aylarında soğuyan havalarla birlikte gözenekler sıkılaşır, yağ-sebum salgısı artar. Isı kaybını önlemek için kan ciltten daha içerilere doğru çekildiği için cildin kan akışı azalır. Kan akışının azalmasıyla cildin beslenmesi bozulduğundan kış ayları boyunca cilt daha renksiz, mat, donuk ve solgun görünümde olur. Kış aylarında rüzgâr da ayrıca ciltten nemin ani uzaklaşmasına ve yüzeyin aşırı kurumasına, çatlamasına neden olur.

KIŞIN ALEVLENİR
Akne (sivilce), sedef, egzama gibi cilt sorunları, ultraviole ışınların etkisiyle yaz döneminde azalır. Ancak yazın sona ermesiyle, kış ayları bu hastalıkların alevlenme dönemleri olarak görülür. Ayrıca yaz mevsiminden daha nemsiz, kollajeni hasar görmüş, kılcalları genişlemiş, renk ve nem düzensizlikleri artmış cilt ile soğuk havalara hazırlıksız bir geçiş, mevcut şikâyetleri belirginleştirip alerjik reaksiyonları, kuruluğu artıracak ve cildi yıpratacaktır. Özetle koruma-bariyer işlevi bozulan cilt daha duyarlı ve daha reaktif hale gelecektir. Peki, kış aylarında cildimizi nasıl korumalıyız? Kışın nem ihtiyacı arttığından cildin kurumasına engel olmak ve daha yoğun nemlendirme yapmak önemli konulardır. Özellikle kuru ciltlerde yoğun nemlendiriciler kullanılırken akneli ciltlerde tedavilere destek sağlayan akneli ciltler için uygun nemlendiriciler kullanılmalıdır. Kışın sıcak ve uzun banyolar, özellikle vücut derisine banyoda yoğun sabun ve duş jeli uygulamaları derimizde ciddi kuruluk ve kuruluğa bağlı egzamalara ve kaşıntılara yol açabilir. Mevsimsel değişiklikler ve çevresel faktörler sonucu kuruyan deride kırışıklıklar ve diğer yaşlanma belirtileri daha belirgin olarak görülür. Bu nedenle özellikle kış aylarına yaklaştığımız bugünlerde soğuk hava ve rüzgâr nedeniyle kuruyan cilde bir nemlendirici krem ile günlük düzenli bakım uygulanmak gerekmektedir. Nemlendiriciler deriyi yumuşatır, nem dengesini korur, su kaybına bağlı ince kırışıklıkların oluşmasını engeller, kuruluk ve pullanmayı önler, ince çizgiler ve kırışıklıkları azaltarak cildin direncini artırırlar. Dudaklar için özel koruyucular, eller için emolientler ayrıca kullanılmalıdır.

BAKIM İÇİN EN UYGUN MEVSİM
Yaz aylarında deride oluşan hasarların en önemli nedeni güneş kaynaklı ultraviyole ışınlarıdır. Bu etkilere uzun süreli ya da yineleyici şekilde maruz kalma sonucunda kronik hasarlar oluşur. Bunlar erken yaşlanma, lekelerin ve çillerin oluşması, kılcal damar genişlemeleri, aşırı kuruluk ve kaşıntı, deride kalınlaşma ve kabalaşma ve en önemlisi deri kanserlerinin gelişmesidir. Yaz aylarında güneş ışınlarıyla birlikte yeni lekeler oluşabilir ya da var olan lekeler koyulaşmış olabilir. Kırışıklıklar ve akne için; retinol içeren ürünler kullanılacaksa, ya da leke, kırışıklık, izler için kimyasal peeling veya lazer yapılacaksa en uygun mevsimin kış ayları olduğu hatırda olmalıdır. Kış aylarında ayrıca nemi koruyup kırışıkların görünümünü azaltan çeşitli dermokozmetik uygulama seçenekleri de bulunmaktadır.

PEELİNG UYGULAMALARI İLE YENİ BİR CİLT!
Kimyasal peeling, cildi ölü hücrelerden arındırmak, kahverengi lekeleri, güneş lekelerini, sivilce ve izlerini ayrıca ince kırışıklıkları gidermek için kullanılan bir yöntemdir. Kimyasal peelingler işlemin derinlik seviyesine göre yüzeysel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılırlar. Pratik hayatta daha çok yüzeysel ve orta dereceli peelingler uygulanmaktadır. Şikâyete göre 15 gün arayla olacak şekilde 6-8 seans uygulamak gerekebilir. Kimyasal peeling; hücre yenilenme hızını artırır, yeni ve sağlıklı hücrelerin gelişimini hızlandırır. Bu yöntem kolajen dokuyu güçlendirerek cildin elastikiyetini ve derinin su tutma kapasitesini de artırıp, lekelenmelerde hafifleme sağlar. Sonbahar ve kış ayları peeling uygulamaları için en uygun zamanlardır.

YAŞLANMA TEDAVİSİNDE PRP YÖNTEMİ
Güneş kaynaklı ultraviyole ışınlarının etkisiyle oluşan kronik cilt hasarı olarak tanımlanan ‘foto yaşlanma’ tedavisinde uygulanabilen diğer bir yöntem PRP (Platelet Yönünden Zenginleştirilmiş Plazma) uygulamasıdır. Bu yöntem bir kişiden 8-10 cc gibi bir miktarda kanın alınarak özel bir işleme tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrıştırılması ve PRP’nin (doku onarımında görev alan hücreler yönünden zenginleştirilmiş plazmanın) yine aynı kişiye enjeksiyon yolu ile geri verilmesini temel alan bir uygulamadır. Elde edilen bu plazma yoğun trombosit (pıhtı hücreleri) ve lökositler (beyaz kan hücreleri) içermektedir. Aktive olmuş trombositler ve lökositler, büyüme faktörleri salgılar. Bu büyüme faktörleri kök hücrelerin yenilenmesini ve çoğalmasını tetikler. Böylece dokuda ciddi bir yenilenme meydana gelmekte ve hasarlı dokunun onarımı hızlı ve güçlü bir şekilde başlamaktadır. Uygulama, dolgu ile mezoterapiye benzer şekilde yapılabilir. PRP, cilt gençleştirme ve yenileme dışında uzamış mevsimsel saç dökülmelerinde, erkek ve bayanlarda görülen erkek tipi saç dökülmelerinde; saç dökülmesini durdurarak ve zayıflamış, cansızlaşmış saç köklerinin canlandırılmasını sağlayarak başarı ile uygulanan bir yöntemdir.
 
Nemlendiriciler deriyi yumuşatır, nem dengesini korur, su kaybına bağlı ince kırışıklıkların oluşmasını engeller, kuruluk ve pullanmayı önler, ince çizgiler ve kırışıklıkları azaltarak cildin direncini artırırlar.

Bonus:
Gençleşmek için 10 dakika



Mezoterapi, derinin kan dolaşımı ve beslenmesi açısından en hassas bölgesi olan orta tabakasına doğrudan özel vitamin, mineral ve besleyici maddelerin seanslar şeklinde uygulanmasıdır. Bu yöntemde hekim tarafından cildin yapısı değerlendirip ihtiyaç olan maddeler karışım şeklinde ve çok ince uçlu özel iğneler ile verilir. Mezoterapi cilt yaşlanması, leke, saç dökülmeleri, selülit, göz çevresi kırışıklıkları ve koyulaşması gibi pek çok farklı cilt probleminin tedavisinde kullanılmaktadır. Mezoterapi tedavisi kişiye göre değişmekle birlikte ortalama 8-10 seans sürer. Yöntem son derece pratik olup ortalama 10-15 dakika da gerçekleşir. Seans aralıkları 7-14 gün olmaktadır. Tedaviden sonra kişinin günlük hayatını etkileyecek herhangi bir durum söz konusu olmaz.