Sitede Ara

{%= Faq.Title %}
‘Arkandan ağlar, uçak geliyor, bak orada ne varmış’ derken çocuğunuzun kursağından bir kaşık yemek geçsin diye akla karayı seçen annelerden misiniz? Çocuğum yemek yemiyor diye yakınıyor musunuz? Peki, zorla yedirmek ne derece doğru, çocukları beslerken doğru davranış biçimi nasıl olmalı?



Beslenme canlıların yaşamını sürdürmesinin temel şartlarından biri. Tüm memelilerde doğumdan hemen sonra başlayan emme, bir reflekstir. Ancak canlının yaşamını sürdürebilmesi için annesine açlık sinyallerini gönderebilmesi (ağlaması) ve annenin de bu sinyalleri anlayarak bebeğini emzirmesi gerekir. Yaşamın bu döneminde bebek daha pasif, anne daha aktif bir konumdayken bebeğin büyümesi, çevreye ilgisinin artması ve psikolojik gelişimiyle birlikte roller değişmeye başlar. Bebeğin beslenmede söz sahibi olması ve isteklerine uyulmaması sonucunda beslenme sorunları baş gösterebilir. Bebeğin büyümesi, çevreye ilgisinin artması ve psikolojik gelişimiyle birlikte roller değişmeye başlar. Böylece çocuklarda beslenme davranışının ve alışkanlıklarının gelişimi anneler için en önemli konulardan biri haline gelir.

SORUNLAR ERKEN YAŞTA BAŞLAYABİLİR
Emzirme, anneler ve bebekler için çok özel bir etkileşim sürecidir. Emzirme sırasında bebekle göz teması kurulması, onunla konuşulması bebeğin emme deneyimine beslenme dışında olumlu anlamlar yüklemesi açısından da önem taşımaktadır. Bebek, annenin kendini tutuşundaki güveni, mutluluğu kolayca algılayabilir ve bu durumu beslenmenin yarattığı rahatlıkla birleştirerek beslenmeye olumlu bir anlam yükler. Bazı bebekler 3-4 aylıkken uyanık olduklarında anne memesinden emmeyi reddedebilir. Bu durumun birçok nedeni olabilir; annenin sütünün emmenin başlangıcında çok aşırı gelmesi sonucu bebeğin boğulacak gibi olması, emzirme sırasında çevrede çok fazla uyaran bulunması sonucunda bebeğin dikkatinin dağılması, annenin yeniden adet görmeye başlaması, annenin emzirme sırasında stresli olması ya da bebekte reflü hastalığı olması gibi durumlar bu soruna yol açabilir. Altta yatan neden ortadan kalksa bile bebeğin bu öğrenilmiş davranışı sürebilir ve aileleri ciddi sıkıntıya sokabilir. Sorun, genellikle bebeğin sessiz ve dış uyaranların az olduğu bir ortamda emzirilmesi, memeye yerleştirilirken bebekle konuşulması ya da uykuluyken emzirilmesiyle çözülebilir.

AİLE SOFRASIYLA TANIŞMA
Bebeğin 6 ayı doldurduktan sonra püre kıvamıyla başlayarak katı gıdaları tüketmeye başlaması yaşamında önemli bir basamak teşkil eder. Bebeğin aile sofrasıyla tanışması, o ana dek alıştığı beslenme ortamından ve ikili etkileşimden çok farklı bir deneyimi de beraberinde getirmektedir. Anne sütüne katı besinlerin eklendiği tamamlayıcı beslenme dönemi bebek için olduğu kadar aile için de farklı ve zorlayıcı bir dönemin başlangıcına işaret etmektedir. Bebeklerde, bu dönemde, gerçekte bir sosyal beceri olan, beslenme davranışının sağlıklı olarak gelişmesinin temelinde gözlem, taklit ve kendini ödüllendirme yatmaktadır. Aile sofrasına oturan bebek kardeşlerini, anne ve babasını izleyerek, onların yediklerinden yemek ister ve bunu başardığında genellikle mutlu olur. Bebeğin yeni besinlere alışabilmesi için bunları tatması, dokunması, görmesi, koklaması kısacası tüm duyularını kullanarak besinlerle etkileşime girmesi gerekmektedir. Bu sürecin teşvik edilmesi bebeğin mutlu olmasına ve beslenme konusunda daha istekli olmasına yol açar. Aile ortamında düzenli sofra kurulması, aile bireylerinin sofrada yemek yemesi bebek için de ‘normal’ olanın bu olduğu yönünde bir düşünce oluşturacaktır. Bu dönemde bebeğin kendini beslemesiyle ebeveynler tarafından beslenmesi arasında bir denge kurulması gerekmektedir. Bebeğin isteklerinin dikkate alınması, isteklerine saygı gösterilmesi bebek için aile sofrasını olumlu bir deneyime ve mutlu bir ortama dönüştürecektir. Bebeklere tamamlayıcı beslenme döneminde yalnızca sofra ortamını öğrenmekle kalmaz aynı zamanda farklı yiyeceklere de alışmaları gerekir. Bebeklerin farklı yiyecekleri kabul etmelerinde bu yiyeceklere maruz kalmalarının önemi iyi bilinmektedir. Konuyla ilgili çalışmalar bazı bebeklerin yeni bir yiyeceğe alışabilmesi için farklı zamanlarda 10-15 kez deneme yapılması gerektiğini göstermiştir.

ZORLA YEDİRMEYİN!
Sağlıklı bir bebeğin beslenmeyi reddetmesi beklenen bir durum değildir. Bebeklerin kendi aralarında beslenme davranışları farklılık gösterebilir; kimi bebekler sık acıkırken kimileri uzun süre aç kalabilirler, kimileri çok kimileri az yiyebilir. Ebeveynlerin bebeklerinin beslenme davranış stillerinin ayırdına varmaları ve buna uygun davranmaları beklenir. Ebeveynlerin bebeklerin doyduğunu anlamaları ve kaşığa ağzını kapatan, ısrarla başını çeviren bir bebeğe zorla, bebeğin isteği dışında yemek vermeye çalışmaları hatalı bir davranış biçimidir. Bebeğin açlık ve tokluk dengesini vücudundan gelen içsel sinyallere göre düzenlemeyi mutlaka öğrenmesi gerekir. Acıkmadan beslenen ya da doyduğu halde zorlanarak beslenmesi sürdürülen bebeklerde bu öğrenme süreci sekteye uğrayabilir. Bebeğin yemek sırasında mutsuz olması ya da kusması, yemek yemeyi birtakım olumsuz duygularla birleştirmesine yol açabilmekte ve uzun dönemde davranış sorunları ya da az veya çok yemeyle ilişkili yeme bozukluklarının, dolayısıyla yetersiz beslenme ve obezite gibi sorunların başlamasına neden olabilmektedir.

SONUÇ OLARAK…
Yeni doğan döneminden başlayarak beslenme konusu yaşamın sürdürülmesinin yanı sıra bebek ve ebeveynler için önemli bir sosyal etkileşim alanıdır. Ebeveynlerin televizyon ya da bilgisayar karşısında bebeklerini beslemeleri, kandırarak bebek farkına varmadan beslemeleri, kaşık ve tabakla evin içerisinde bebeğin peşinden koşarak beslemeleri, bebeğin sağlıklı beslenme alışkanlığını kazanmasını engelleyecektir. Bebeğin uzun dönemdeki sağlığı için ebeveynlerin bebeklerini gözlemleyerek onların isteklerine saygı duymaları ve beslenme konusundaki kuralları bebeklerine öğretmeleri beslenme davranışının sorunsuz gelişmesini sağlayacaktır.