Sitede Ara

{%= Faq.Title %}
Kalbin anne karnında normalden farklı gelişmesinden kaynaklanan ve doğuştan itibaren olan hastalıklara ‘doğuştan (konjenital) kalp hastalığı’ denir. Doğan her yüz bebekten yaklaşık olarak birinde doğuştan kalp hastalığı bulunma riski olduğu unutulmamalı.



Çocuklarda da erişkinler gibi kalp hastalığı görülebiliyor. Bunların çoğunluğunu da doğuştan kalp hastalıkları oluşturmakta. Nedenleri, belirtileri, görülme sıklığı, tedavi ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenleri Medipol Üniversitesi Hastanesi Çocuk Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Ece Salihoğlu’na sorduk.

Doğumsal kalp hastalığı nedir?
Aynı büyükler gibi çocuklar da kalp hastası olabilir. Bu hastalıkların bazıları sonradan edinilen hastalıklar olmakla beraber büyük bir kısmı doğuştan olan hastalıklardır. Doğuştan kalp hastalığı kalbin gelişimindeki eksiklik veya farklılık nedeni ile çocuğun yaratılış aşamasında ortaya çıkan ve doğduğu andan itibaren var olan hastalıklardır. Bu hastalıklar kalpte yer alan tüm boşlukları, kalpten çıkan tüm damarları, kalpteki tüm kapakları ve hatta kalbin kas dokusunu ilgilendiren bozukluklara bağlı olabilir. Bu hastalıkların çoğu doğumdan sonra ilk yıl içerisinde belirti vermekle beraber bazen belirtiler daha sonraki yıllarda da ortaya çıkabilir. Sanılanın aksine doğumsal kalp hastalığı sadece çocukları ilgilendirmez, ileri yaşa gelmiş ve tanı konulmamış veya tanısı konulup ameliyat olmuş ancak ameliyatla ilgili olarak başka sorunları ortaya çıkmış genç ve erişkin hastalar da doğumsal kalp hastası olarak değerlendirilir ve bu konuda uzman kişiler tarafından takip ve tedavileri düzenlenir.

Çocuklarda görülen kalp hastalığının sıklığı ve nedenleri nelerdir?
Doğumsal kalp hastalığı oranı dünyada tüm coğrafyalarda sabittir, bu oran bin canlı doğumda 8 ila 10 civarındadır. Bu oran ancak yaygın hastalık, savaş gibi durumlarda farklılık gösterebilir. Ülkemizdeki doğum oranları dikkate alındığında yılda 10 bin civarında doğumsal kalp hastalığı olan çocuk dünyaya gelmektedir. Doğumsal kalp hastalıklarının ancak çok küçük bir kısmında neden belirlenebilmektedir. Hastaların çoğunda neden belirsizdir ve pek çok faktörün bunda rol oynadığı düşünülmektedir. Bu nedenle bu hastalıkla dünyaya gelen bir çocuğun ailesinin bunun sebebi konusunda bir sorumlu araması veya suçluluk hissetmesi gerekmez. Genetik bozukluklar, gebelik sırasında ilaç, kimyasal madde, radyasyona maruz kalmak, gebelik sırasında geçirilen viral hastalıklar, ebeveyn yaşının ileri olması, ailede doğumsal kalp hastalığı olması ve özellikle böyle ailelerde akraba evliliği, annede şeker hastalığı olması bu hastalıkların oluşumunda rol oynayan faktörlerdir. Günümüzde bu konuda eğitim almış uzmanlar tarafından uygulanan bir teknik ile riskli gebeliklerde, gebeliğin 16 ile 20’nci haftaları arasında bebeğin kalbinin incelenmesi ve major kalp anomalilerinin belirlenmesi mümkün olmaktadır.

Anne karnında tanı ve tedavi mümkün mü?
Henüz anne karnında herhangi bir tedavi söz konusu değildir. Doğumsal kalp hastalıklarının bu konuda eğitim almış uzmanlar tarafından tanısı mümkündür. Bunun için bebeğe hiçbir zararı olmayan ‘fetal ekokardiografi’ yöntemi kullanılır. Bu yöntemle kalbin gelişiminin önemli kısmının tamamlandığı gebeliğin 16 ve 20’nci haftalarında kalp incelenerek belli başlı büyük bozuklukların tanısı konulabilir. Ancak bu hastalıkların tamamının kesin tanısı konulabilir anlamına gelmez. Bazen fetal eko ile konulan tanı çok önemlidir. Günümüzde doğum öncesinde bu hastalıkların tedavisi rutinde uygulanmamaktadır. Doğum öncesi tanı konulmuş hastalarda en önemli nokta hastaların çocuk kardiyolojisi ve/ veya çocuk kalp cerrahisi konusunda uzman hekimlerle mutlaka temasa geçmesi ve doğumun yeri ve şeklinin birlikte planlanmasıdır. Zira bu hastaların yaklaşık yarısına hayatın ilk yılında, %10 kadarına ise ilk gününde müdahale gerekmektedir.

KENDİLİĞİNDEN GEÇMEZ
Çocuklarda doğumsal kalp hastalığının belirtileri nelerdir?

Doğumsal kalp hastalarının büyük kısmı bebeklikte belirti vermekle birlikte hastalığın ağırlık derecesine göre bu belirtiler başlangıçta hafif olabilir veya çocuk büyüyene kadar belirti vermeyebilir. En önemli ve sık rastlanan bulgu, bebeğin memeyi rahat ememesi, emerken çabuk yorulması, aşırı terlemesi, morarmasıdır. Özellikle ağız çevresinde, dilde ve tırnak diplerinde morarma olması, takiplerde kilo alamaması ve hatta kilo vermesi, sık sık akciğer enfeksiyonu geçirmesi önemli belirtilerdir. Bu belirtiler aile tarafından her zaman fark edilmeyebilir, ancak uzman bir doktor tarafından fark edilmesi beklenir. Yine çocuğun muayenesinde kalpte üfürüm duyulur. Büyük, kendi derdini ifade edecek yaşa gelen çocuklar okulda veya evde merdiven çıkarken yorulduğunun, arkadaşları ile oyun oynarken çarpıntı, göğüste ağrı, bayılma, çabuk yorulma gibi şikâyetleri olduğunu söylerler.

Çocuklarda kalp hastalıkları nasıl ve ne zaman tedavi edilir?
Hangi durumlarda müdahale edilmelidir? Doğumsal kalp hastalıklarının kendiliğinden iyileşmesi söz konusu değildir, ancak hastaların önemli bir kısmında kalpteki bozukluk acil müdahale gerektirmez. Bu nedenle uygun zamanda doğru müdahale için düzenli kardiyoloji takibinde izlenir. Müdahale gereken hastalarda ameliyat veya kateter yolu ile tedavi söz konusu olabilir. Kalpteki delikler, kapaklardaki darlık ve yetersizlikler ameliyat ile tedavisi mümkün olan hastalıklardır. Bazı hastalarda ise birden fazla ve karmaşık bozukluklar söz konusudur, bu hastalara da hayatın değişik dönemlerinde kademeli olarak cerrahi ile tedavi yapılmaktadır. Kalp nakli ise ancak ameliyatla tedavi şansı olmayan bazı özel doğumsal hastalıklarda (kalp kasının hastalıkları) veya ileri derecede kalp yetersizliği gelişmiş hastalarda uygulanan bir tedavi yöntemidir. Dolayısıyla kalp nakli nadiren gerek duyulan bir tedavi metodudur.

Doğumsal kalp hastası olan çocuklar normal bir yaşam sürdürebilir mi?
Tabii ki doğumsal kalp hastası çocukların büyük çoğunluğu normal hayatlarını devam ettirerek okula gider, evlenir ve meslek sahibi olarak toplumun normal bir bireyi gibi yaşamlarını sürdürürler. Zaten modern kalp cerrahisi ve kardiyolojide tedavinin amacı, hastayı yaşatmakla yetinmeyip hastanın toplumun normal ve üretken bir parçası olmasını sağlamaktır. Ameliyat olan hastalar oldukları ameliyatın tipine göre değişen nekâhat dönemi geçtikten sonra normal hayata dönerler, normal veya normale yakın bir büyüme gelişme ve akıl– zekâ sağlığına sahiptirler. Az sayıdaki nadir hastada ameliyatla tam düzelme sağlanamaz ve sadece yaşam kalitesini arttıran bir tedavi mümkün olabilir; bu hastalarda da yaşam süresi ve hayat kalitesi değişkendir.

Kalp hastası çocukların anne babaları nelere dikkat etmeli?
Tüm anne ve babaların çocuklarının sağlık kontrollerini yaptırması en önemli noktadır. Hastaların önemli bir kısmının tanısının rutin kontrollerde duyulan üfürümle fark edildiğini unutmamak gerekir. Çocuk doktoru kalp hastalığından şüphelendiğinde hastayı hemen, ihmal etmeden çocuk kardiyoloji uzmanına götürerek muayene ettirmek gerekir. Kalp hastalığı tanısı kesinleşen hastaların düzenli kardiyoloji takibine uyulması, aşı ve enfeksiyonlardan korunmada çok daha hassas olunması gerekir. Hastaların özelliklerine göre farklılık gösteren konularda hekimin uyarılarını dikkatle dinleyip, anlamak ve gerekli hassasiyeti göstermek gerekir. Bu konuda hekimin detaylı bilgilendirmesini istemek önemlidir.