Sitede Ara

{%= Faq.Title %}
Ülkemizde sık görülen kronik hastalıklardan biri de diyabet. Hastalığın tedavisinde geliştirilen yeni ilaçların yanı sıra yapay pankreans ile ilgili çalışmalar da yoğun bir şekilde devam ediyor.


Diyabette hangi gelişme sağlanırsa sağlansın tedavideki esas yaklaşımın obeziteden kaçınılması ve sağlıklı beslenme alışkanlığının kazanılması olduğu akılda tutulmalıdır.

Diyabet dünyada olduğu gibi ülkemizde de en sık görülen kronik hastalıklardan biri. Ülkemizde erişkin nüfusun %13.7’sinde görülen bu hastalıkta kan şekeri regülasyonunun sağlanamaması başta kalp-damar hastalıkları, körlük, böbrek yetmezliği ve sinir hasarı olmak üzere bir çok önemli sağlık sorununa neden olabiliyor. Son yıllarda diyabet alanında farklı etki mekanizmaları olan yeni ilaç grupları geliştirilmiş ve her yeni grupta da birden fazla ilaç klinik uygulamaya sunulmuştur. Diyabetik hasta tedavisi planlanırken ‘bireysel’ yaklaşım ön planda tutularak tedavide kullanılacak ilacın seçilmesi önerilir.

SPREY İNSÜLİN GELİYOR
Hızlı etkili inhaler insülinler (Afrezza®) sprey şeklinde uygulanmaları nedeniyle kullanım kolaylığı sağlarlar. Özellikle enjeksiyon yapılmasından korkan çocuk hastalarda tedaviye uyumu artıracağı düşünülen bu insülin 2014 yılında kullanım için onay almıştır ve önümüzdeki yıllarda ülkemizde de kullanıma girmesi beklenmektedir. Yalnız sigara içenlerde, astım ve kronik akciğer hastalığı olanlarda bu ilacın kullanılması uygun değildir! Son 5 yıldır klinik kullanımda olan GLP-1 analogu sınıfında yer alan ilaçlar kan şekeri kontrolü yanında kilo kaybettirici ve iştahı baskılayıcı etkileri nedeniyle obez diyabet hastalarında tercih ediliyor. Bu grupta yer alan ilaçların bir kısmı günde iki kez uygulanırken bir kısmı da günde bir kez uygulanır. Bu sıklıkta enjeksiyon ihtiyacının olması bazı hastalarda ilacın kullanımını sınırlar. Günümüzde haftada bir kez kullanımı ile ilgili çalışmaları yapılan bu ilaç gruplarının günlük kullanımdakine benzer etki sağlaması, bu grup ilaçların gelecekte daha fazla hastada tercih edilmesine neden olacaktır.

BÖBREK YETMEZLİKLERİNDE…
Böbrek yetmezliği olan diyabet hastalarında genel yaklaşım ağızdan alınan ilaçların kesilmesi ve insüline geçilmesidir. DPP4 inhibitörlerinin en yeni moleküllerinden biri olan linagliptin böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlamasına gerek olmaksızın kullanılabilir. Yurt dışında 2011 yılından beri kullanımda olan linagliptin etken maddeli Tradjenta®’nın bu yıl içerisinde ülkemizde kullanıma girmesi beklenmektedir. Tip 1 diyabetli hastaların neredeyse tamamında, insülin kullanan Tip 2 diyabetli hastaların ise önemli bir kısmında uzun etkili insülinler kullanılır. İnsülin degludec (Tresiba®) 2015 yılında onay almış ultra-uzun etkili bir insülindir. Etki süresi 42 saate kadar uzayabilen bu insülin günün herhangi bir saatinde yapılabilmesi ve 24 saatlik etkin bazal etki sağlayabilmesi gibi üstünlükler göstermektedir. Günümüzde kullanılmakta olan bazal insülinler kısa etkili insülinler ile hazır karışım olarak uygulanamazken Degludec’in insülin aspartla hazır karışım formu da (Ryzodec®) kullanım onayı almıştır. Geçen yıl onay almış diğer bir ultra-uzun etkili insülin ise U-300 glargin etken maddeli olan Toujeo®’dur.

YAPAY PANKREAS GÜNDEMDE
Günümüzde çoğunlukla böbrek yetmezliği nedeniyle nakil yapılacak Tip 1 diyabetli hastalarda uygun verici bulunduğunda pankreas adacık nakli de yapılmaktadır ancak immün supresif kullanılması ve yeterli verici bulunmaması nedeniyle yaygın uygulanamamaktadır ve nakil sonrası bir kaç yıl içinde tekrar diyabet ortaya çıkabilmektedir. Bu olumsuzluklardan dolayı son yıllarda gündemde olan konulardan biri de ‘yapay pankreas’ yapılması projesidir. Ancak günümüzde vücuda yerleştirilen otomatik glikoz ölçer cihazlarla ilgili sorunlar henüz tam olarak çözülemediği için yakın gelecekte yapay pankreasın kullanıma girmesi beklenmiyor. Fakat bu konu üzerinde çalışmalar yoğun şekilde devam ediyor. Tip 1 ve Tip 2 diyabetin patogenezinde inflamasyonun rolünün olduğu gösterilmiştir. Günümüzde, inflamasyonun başlamasında rolü olan IL- 1β’nın azaltılmasına yönelik aşı geliştirme çabaları devam etmektedir. Benzer hipotezle Tip 1 diyabetik hastalarda da aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Özetle, diyabette hangi gelişme sağlanırsa sağlansın tedavideki esas yaklaşımının obeziteden kaçınılması ve sağlıklı beslenme alışkanlığının kazanılması olduğu akılda tutulmalıdır.