Sitede Ara

Yaşadığımız sağlık sorunlarıyla ilgili merak ettiğimiz çok soru var. Doğru cevaplara ulaşmak ise sanıldığı kadar zor değil. Doktorunuz sizin için cevaplıyor...
Saçlarım çok dökülüyor ne yapmalıyım?
Yrd. Doç. Dr. Alkım Ünal

Saç dökülmesi toplumda en sık görülen saç problemlemlerinden biri olup, kişinin yaşına, cinsiyetine ve kişisel sağlık problemlerine göre çok çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Erkeklerde sıklıkla erkek tipi saç dökümesi olarak bilinen, genetik faktörlere bağlı olarak oluşan saç dökülmesini görmekteyiz. Kadınlarda ise demir, B12, çinko, biotin, folik asit eksikliği gibi çeşitli vitamin eksikliklerine bağlı gelişebileceği gibi, genetik, hormonal, stres, kronik hastalıklar veya menopoz gibi çok çeşitli nedenlere bağlı olarak da gelişebilir. Saç dökülmesi şikayetiniz var ise öncelikle uzman kişiler tarafından saç dökülmesinin tipi ve nedenini tespit etmeye yönelik değerlendirmeler yapılmalı ve nedene yönelik bir tedavi başlanmalıdır. Bu nedenle saç dökülmesi şikayeti olan kişilerin bir dermatoloji uzmanına başvurmaları gerekir.

Gözyaşı kuruluğu ne demektir?
Op. Dr. Ayşe Özpınar

Gözyaşı gözün üst dış kısmındaki ana bez, konjonktiva dediğimiz gözün beyaz kısmı ve kapaklarda yerleşmiş yardımcı bezlerden salgılanır. Gözümüzü her kırptığımızda yeniden salgılanan gözyaşı, kapaklar yardımıyla göz yüzeyinde dağılarak kayganlık ve koruma sağlar. Yağ ,sıvı ve mukus olmak üzere 3 tabakadan oluşur. Bu katmanlardan 
herhangi birindeki yetersizlik gözyaşı kuruluğu dediğimiz göz yüzeyinde kuru noktaların oluşmasına neden olur. Göz kapağının bu şekilde kuru bir zeminde hareket etmesi ve sürtünmesi sonucu gözlerde yanma, batma, yabancı cisim hissi, kızarıklık, bulanık görme, ağırlık hissi ve refleks olarak aşırı yaşarmaya neden olabilir. İlerleyen yaşla birlikte gözyaşı üretimi azalır, özellikle de menopoz sonrası kadınlarda göz kuruluğu daha sık görülür. Bilgisayar, telefon, tablet gibi ışıklı ekranların kullanımı, uzun süre araba kullanmak, kitap okumak gibi dikkatin arttığı durumlar, klimalı, kuru veya rüzgarlı havalar, sigara kullanımı, diyabet, lupus, romatoid artrit gibi sistemik hastalıklar, kullanılan bazı sistemik ilaçlar ve göz kapağı hastalıkları göz kuruluğunun başlıca sebeplerindendir. Dikkatli bir göz muayenesi sonucu göz kuruluğu tanısı konabilir ve göz doktorunun belirlediği tedaviye göre gözlerin sağlıklı kalması sağlanabilir. 

Safra kesesi taşlarında tek yol ameliyat mı?
Doç. Dr. Müjgan Çalışkan Evren

Karın ağrısı, bulantı, kusma, şişkinlik gibi şikayetlere sebep olan safra kesesi taşları tedavi edilmelidir. Tek tedavi seçeneği açık veya kapalı yöntemle kesenin taşlarla beraber olarak çıkarılmasıdır. Sadece taşların alınıp kesenin bırakılması gibi bir durum söz konusu değildir. Safra kesesi tabiatı nedeniyle böyle bir operasyona uygun olmayıp alınmış olsa bile taşlar yeniden oluşacaktır. Açık cerrahiye nazaran daha çok laparoskopik cerrahi tercih edilmektedir. Karına açılan 3 veya 4 delikten yerleştirilen el aletleriyle yapılan bu işlemde cerrahiye bağlı yara izi, ameliyat sonrası ağrı ve enfeksiyon riski açık yönteme göre daha azdır. Tedavi edilmeyen safra kesesi taşları büyük ise safra kesesi iltihabına, küçük ise safra kanalına düşerek tıkanma sarılığı ve pankreas iltihabına sebep olur. Her iki durumda da hastaneye yatarak tedavi gerekir. Bu yüzden semptomatik safra kesesi taşlarında mutlak tedavi ameliyattır.

İnsülin tedavisi böbreklerime zarar verir mi?
Doç. Dr. Mehmet Fatih Kılıçlı

İnsülin tedavisi kesinlikle böbreklere zarar vermez. Şeker hastalığında böbreklere zarar veren kandaki şeker düzeyinin yüksekliğidir. İnsülin bu yüksekliği azaltarak tam tersi böbreklerin daha fazla zarar görmesini engeller. Böbrek yetmezliği olan hastalarda ağızdan alınan ilaçlar kullanılmaz. Bu hastalarda tek tedavi seçeneği insülin olduğu için halk arasında “insüline geçti, böbrekleri iflas etti” gibi bir yanlış anlaşılmaya neden olabilmektedir. Bir kere daha altını çizerek söyleyelim ki insülin böbreklere asla zarar vermez.

Diz kireçlenmesi nasıl tedavi edilir?
Yrd. Doç. Dr. Ersin Kuyucu

Halk arasında diz kireçlenmesi diye bilinen durum, bizim artroz dediğimiz esas olarak dizin yaşlanma halidir. Altta yatan trafik kazası, travma, düşme  gibi bir neden yoksa genellikle 45 yaşından sonra görülmeye başlar. Yıllar geçtikçe yaşlanma halinin artmasına bağlı ağrı , hareket kısıtlılığı gibi semptomlar da artar. Bu hastalarda ilk yapılması gerekenler kilo verme, diz çevresi kasları güçlendirici egzersizler ve ağrı kesici ilaçlardır. Bunun dışında glukozamin, kondriitin sulfat, protein ekstreleri gibi birçok destekleyici gıda takviyesi de hastalığın evresine göre kullandırılabilir. Eklem rejenerasyonuna katkıda bulunacak PRP ( trombositten zengin plazma) ve kök hücre uygulamaları da son on yılda oldukça tercih edilen diz enjeksiyon yöntemleridir. Hastalığın son aşamasında ise tutulum miktarına göre yarım ve tam eklem yüzü değişimini sağlayan protez ameliyatları uygulanmakta ve hastalar ağrısız bir şekilde günlük yaşamlarına devam etmektedir.

Emziren kadının korunmasına gerek var mıdır?
Op. Dr. Yeliz Aykanat

Emzirme döneminde doğurganlığın azaldığı bilinmektedir. Doğumdan sonra doğurganlığın yeniden kazanılması emzirme süresi, sıklığı ve adetin 
başlaması ile ilgilidir. Yumurtlama ilk adet kanamasını takiben başlar. Emziren annelerde anne sütü 6-8 ay koruyucu olabilir. Ancak anne sütünün koruyucu etkisi annenin bebeği emzirme süresi, sıklığı, bebeğin ek gıda alması gibi faktörlerle değişiklik göstermektedir. Örneğin bebek ek gıda (mama) alıyorsa doğumdan sonra 3. haftadan itibaren korunma yöntemi uygulanmalıdır. Tercih edilecek korunma yöntemi bireyselleştirilmelidir. Lohusalık dönemi sonrası doktor kontrolünde kullanılacak yönteme birlikte karar verilmelidir. Bariyer yöntemler veya  hormonal yöntemler ( doğum kontrol hapları, aylık iğneler, üç aylık iğneler, cilt altı implantlar) annenin mevcut tıbbi durumuna göre karar verilip öyle başlanmalıdır.

Bronkoskopi nedir, neden yapılır?
Uzm. Dr. Mustafa Düger

Bronkoskopi; solunum yolları ve akciğerlerin içeriden incelenmesi işlemidir. Bronkoskop ucunda ışık kaynağı ve görüntüyü büyüten kamerası  olan ve bir de çalışma kanalından oluşan tüp şeklinde  bir alettir, yaklaşık yarım metre uzunluğundadır. Ağız ya da burundan girilerek işlem yapılır, ancak çoğunlukla burundan girilir. İşlem sırasında ses tellerinden geçilerek hava yolları ve akciğerlere ulaşılır. İşlem hem genel anestezi altında hem de bilinçli sedasyon denilen  hafif uyutma ile yapılabilir. Yaklaşık yarım saat ila bir saat sürer. Bronkoskopi başta akciğer kanseri ve enfeksiyonları olmak üzere  akciğerde kitle yapan her türlü hastalıkta, havayollarına kaçan yabancı cisimlerin çıkarılmasında, akciğerlerin sönmesinde, sebebi bilinmeyen nefes darlığı ve öksürüklerde hem teşhis hem de tedavi amacıyla kullanılır. Tabi çoğunlukla akciğer kanserinde içeriden biyopsi yapılması, enfeksiyonlarda inceleme için balgam ve yıkantı suyu alınması işlemleri de bronkoskopi aracılığıyla yapılır. Bronkoskopinin en önemli  komplikasyonu öksürük, boğulma hissi ve birkaç gün göğüs ağrısıdır. Bazen de tahrişe bağlı hafif kan tükürme olabilir. Bunlar genel de hafif ve geçicidir. Ancak teşhis ve tedavide sağladığı faydalar hayati derecede önemlidir.

Diyetime dikkat etmeme rağmen zayıflayamıyorum, neden?
Dyt. Nurşah Özet

Yaklaşık olarak 10 ve katlarında kilo verildiğinde kilo verme hızında yavaşlama veya bir süre tamamen durma görülebilir. Bu vücudunuzun kendini koruma içgüdüsü olup paniklemeden diyetinize sadık kalmaya devam etmelisiniz. Bu durum bazen de uzun yıllarca koruduğunuz kilonuza tekrar geri döndüğünüzde yaşanabilir. Öte yandan metabolizmanızın sağlıklı bir şekilde çalışmasını engelleyecek bir sağlık problemine (insülin direnci, demir eksikliği anemisi, D vitamini eksikliği, tiroid bezi ile ilgili hastalıklar, böbrek üstü bezi ile ilgili hastalıklar vb.) sahip olabilirsiniz. Bu yüzden bir iç hastalıkları veya endokrin uzmanına başvurmanız gerekebilir. Ayrıca uykusuzluk ve yüksek stres düzeyi kilo verme hızınızı tahmininizden daha fazla yavaşlatabilir, hatta zaman zaman durdurabilir.  Böyle bir dönemden geçiyorsanız, kilo verme konusunda beklentinizi yüksek tutmamanızda yarar var. Uzun yıllar diyet yapıp sürekli kilo alıp veren kişilerin ve metabolizmanın sağlıklı çalışmasını bozan hatalı popüler diyet uygulayanların  da zamanla kilo verme hızlarında yavaşlama olabilmektedir.  O yüzden diyetisyen takibinde diyet yapmakta her zaman yarar vardır. 

Çocuğumu ilk okul gününe nasıl hazırlamalıyım?
Doç. Dr. Arzu Yükselen

Okula hazırlık bir süreçtir. Çocuğa artık okula gideceği yavaş yavaş farkındalık kazandırılarak anlatılmalı,varsa ağabeyi ya da ablasının, kuzen ya da arkadaşlarının da okula gittiği ya da gideceğinden gittiğinden söz edilerek okul yaşantısı ile ilgili olarak kendisi dışında başka çocukların da benzer şeyler yaşadığı anlatılabilir. Okul açılmadan öncesinde okulun seçilmesi, çocuğun seçilen okula götürülmesi, mümkünse öğretmeniyle tanıştırılması yararlı olabilir. Okulla ilgili alışverişlerin çocukla birlikte yapılması gereklidir. Çocuğa okul yaşantısı ile ilgili olumlu anılarımızı anlatmak, heyecanımızı paylaşmak anne babalar olarak yapmamız 
gereken şeyler arasındadır. Yine çocuğun odasıyla ilgili yapılacak fiziksel düzenlemelerde de onun görüşünü almak, çalışma masası ya da kütüphane tercihlerini değerlendirmek çocuğun odasını ve eşyalarını sahiplenmesinde yararlı olacaktır. Özellikle ilköğretime yeni başlayacak çocuklar için okulun sadece ders yapılan, ödev verilen bir yer olmadığı yeni arkadaşlar edineceği, farklı oyunlar öğreneceği eğlenceli ve keyifli bir yer olduğu imajı ve bilgilerinin de verilmesi önemlidir. Okulun ilk günü mümkünse anne babanın da çocukla birlikte okula gitmesi çocuğun ilk gün heyecanını paylaşmasını sağlayacaktır. Anne babanın okula ve öğretmene karşı olumlu tutum ve davranışları çocuğun kendisini o ortamda güvende hissetmesini sağlayacaktır. Bu bağlamda anne babanın olumlu duygu ve düşüncelerini çocuğuyla doğrudan paylaşması ve uygun tavır ve davranışları sergilemesi önemlidir.

Bebeğimin dişleri çok geç çıktı, bu normal mi?
Yrd. Doç. Dr. Berna Kayıkçı

Bebekler genellikle 6 ile 8’inci aylar arasında ilk dişlerini çıkartırlar. Ancak bu zaman aralığı kesin değildir. İlk dişler 6 aydan önce çıkabildiği gibi, dişlerin çıkması bir yaşından sonraya kadar sarkabilir. Diş çıkarmada gecikme büyüme geriliğinin bir ifadesi değildir ve özel bir tedaviyi gerektirmez. Dişi çıkmayan çocuğa D vitamini verilmesinin yararı yoktur aksine fazla doz kullanılırsa da zararı olabilir. Diş çıkarmadaki gecikme daha çok kalıtımsal özelliklere bağlıdır. Bu yüzden siz ya da eşiniz ilk dişlerinizi geç çıkardıysanız, bebebeğinizde de bu durum görülebilir.