Sitede Ara

Retina damarları da tıpkı kalp damarları gibi tıkanırlar. Retina damar hastalıkları, genellikle ani ağrısız görme kaybı şikâyeti ile ortaya çıkarlar.

Retina, göz küresinin iç yüzeyini bir çarşaf gibi  kaplayan ağ tabakadır. Görüntü oluşabilmesi için göze gelen ışığı elektrik sinyallerine çeviren ışığa duyarlı hücreler ve bu sinyalleri beyine ileten sinir hücrelerinden oluşur. Retina çok aktif bir doku olduğundan oksijen ve enerji ihtiyacı çok fazladır. Bu ihtiyaç retinayı örümcek ağı gibi saran saç teli kalınlığındaki damarlarla sağlanmaktadır.  Retina damarları, oksijen ve besindenden zengin kanı göze getiren arterler (atardamar), gözdeki atıkları ve karbondioksidi gözden uzaklaştıran venler (toplardamar) ve bunları birbirine bağlayan kılcal damar ağından meydana gelen çok hassas bir sistem oluştururlar. Bu damarlarda tıkanıklık, kan akımında bozulma veya damar bütünlüğünü bozan bir pataloji olursa retina normal fonksiyonlarını yerine getiremez ve hastalık durumu oluşur. Bu hastalıklara retina damar hastalıkları denilir. Retina damar hastalıkları için risk faktörleri; diyabet, hipertansiyon, sistemik damar hastalıkları ve hematolojik (kan) hastalıklarıdır. Bu hastalıkların en önemlileri; diyabetik retinopati, retina ven tıkanıkları, retina arter tıkanıkları, hipertansif  retinopati ve oküler iskemik sendromdur. Retina damar hastalıkları genellikle ani ağrısız görme kaybı şikâyeti ile ortaya çıkarlar. Bulanık görme, görme alanında kısmi kayıp, uçuşmalar ve farkedilmeyen olgular da ağrı yapabilirler. Kısa süreli geçici görme kayıpları da retina damar hastalıklarının öncüsü olabilir.  Bu gibi şikayertler olduğu zaman hiç vakit kaybetmeden göz doktoruna muayene olmak gerekir.

SİSTEMİK HASTALIKLARIN HABERCİSİ

Retina damar hastalıklarının  tanısında çeşitli tetkik yöntemleri kullanılmaktadır. Öncelikle hastanın görme seviyesi belirlenir ve gözbebekleri damla ile genişletilerek gözdibi (retina) muayenesi yapılır. Gereken durumlarda damarların durumunu gösteren göz anjiyografisi veya retinada sıvı toplanması (ödem), kanama, hücre hasarı gibi ayrıntıları gösteren optik koherens tomografi (göz tomografisi) incelemesi yapılabilir. Bu tetkiklerin sonuçlarına göre tedavi gerekip gerekmediğine veya hangi tedavi uygulanacağına karar verilir. Retina damar hastalıkları tedavisinde, altta yatan sistemik bir hastalık varsa bunun tedavisi en kısa zamanda düzenlenmelidir. Bu sayede oluşabilecek yeni hastalıkların veya mevcut durumun kötüleşmesinin önüne geçilmiş olur. Ayrıca retina damar hastalıkları başka sistemik hastalıkların habercisi olabileceğinden mutlaka sistemik değerlendirme yapılmalı, kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, ve kan bozuklukları değerlendirilmelidir. Gözle ilgili tedavide iki amaç gözetilir; ilki görmenin artırılması, ikincisi ise hastalığın ilerleyip başka problemlere yol açmaması. Retina damar hastalıklarında görme kaybının 3 sebebi olabilir. Bunlardan en  sık olanı retinada sıvı birikimi olan makula ödemi, ikinci sırada göziçi kanamalar ve en sonda ise iskemi dediğimiz damardaki tıkanmaya bağlı dokuya kan gelmemesi durumudur.

LAZER KÖR ETMEZ

Makula ödeminde en güncel tedavi metodu göziçine yapılan enjeksiyonlardır. Göziçi enjeksiyonları ile makula ödemi tedavisi oldukça başarılı bir tedavi şekli olmakla beraber aylık uygulamalar ve hastanın tedavi protokolüne sıkı bir şekilde uyması gerekmektedir.  Retina damar tıkanıklarında oluşabilecek bir diğer problem de göziçi kanamalardır. Retinada kan akımı bozulduğunda anormal damarlar oluşmakta ve göziçine kanamalara sebep olup ciddi görme kayıpları oluşturmaktadır. Göziçi kanamaların gelişmemesi ve gözün ameliyata gitmesini engellemek için retinaya lazer tedavisi uygulanması gerekebilir. Halk arasında lazer tedavisi için ‘lazer oldum gözüm görmüyor’ gibi sözler sözler duyulsa da bu tamamen yanlış bir kanıdır. Aksine görme kaybının sebebi lazerin kendisi değil geç veya eksik uygulanmış lazer tedavisidir. Retina damar hastalıklarında görme kaybının bir diğer sebebi ise retinadaki merkezi görmeden sorumlu alanlardaki damarların tıkanmasıdır. Maalesef bu tıkanıklığı iyileştirmenin bir yolu yoktur ve geri dönüşsüz ciddi görme kayıplarına neden olabilir. Retina damar hastalıklarında önemli bir diğer konu da hastalığın takibidir. Tedaviler uygulandıktan sonra hastaların düzenli bir şekilde takibi gerekir. Takipler öncelikle aylık daha sonra durum iyiye gidiyorsa aralıklar gittikçe açılarak ömür boyu devam etmelidir. Özetle, retina damar hastalıkları göz damarlarında tıkanıklık veya göze gelen kan akımının bozulması nedeniyle gerçekleşir. Bu hastalıklar görme kaybına neden olduğu gibi hayati riskler içeren bazı hastalıklara bağlı gelişebilir. Bu sebeple bu hastalıkların konusunda uzman kişilerce ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi ve altta yatan hastalıkların belirlenip bunların da tedavi edilmesi gerekmektedir.

Hastalıklara kısa bakış

Diyabetik Retinopati

Diyabete bağlı meydana gelen retina hastalıklarına diyabetik reinopati denmektedir. Diyabetik retinopati hem Tip 1 hem Tip 2 diyabette görülür. En önemli risk faktörü diyabetin süresidir. Yüksek kan şekeri seviyeleri retina damarlarında hasar yapmakta, damar içindeki sıvı damar dışına çıkmakta ve retinada birikmektedir. Buna bağlı olarak makula ödemi dediğimiz durum oluşmakta ve görme kaybı meydana gelmektedir. Ayrıca retina damarlarında tıkanıklık sonucu yeni anormal damarlar oluşmakta ve göziçi kanamalar meydana gelmektedir. Genellikle iki gözde tutulur. Diyabetik retinopati tedavisinde mutlaka kan şekeri düzenlenmeli bu sayede hem uygulanacak tedavilerin başarısı artmakta hemde daha fazla hasarın oluşması engellenmektedir.  Diyabetik makula ödemin tedavisinde göziçi enjeksiyonlar uygulanmaktadır. Hastada göziçi kanamaların engellenmesi için lazer tedavisi uygulanabilir. Eğer göziçi kanamalar meydana gelmiş ve lazer tedavisi yapılamıyorsa bu kanama vitrektomi denilen ameliyatla tedavi edilmelidir.

Retina Ven Tıkanıkları

Retina ven tıkanıklığı gözden karbondioksit ve atıkları uzaklaştıran damarlar olan venlerde olan tıkanıklıktır. Retina ven tıkanıkları, kök (santral) veya dal tıkanıklığı olarak iki şekilde ortaya çıkabilirler. Adlarından da anlaşılacağı üzere kök tıkanıklığı ana damarın tıkanması, dal tıkanıklığı ise bunun dallarından birinin tıkanmasıdır. Genellikle 50 yaş üzeri kişilerde görülür. Erken yaşlarda görülürse ilk belirti ağrısız görme kaybıdır. Genellikle bir göz tutulur. Damar hasarına bağlı olarak makula ödemi veya damar tıkanıklığına bağlı olarak iskemi görme kaybı sebebidir. Yine diyabette olduğu gibi anormal damar oluşumları kanamaya sebep olabilir. Makula ödemi göziçi enjeksiyonlarla, anormal damar oluşumları lazer ile, göziçi kanmalar ise vitrektomi ameliyatı ile tedavi edilir.

Retina Arter Tıkanıkları

Retina arter tıkanıklığı göze oksijen ve besinleri taşıyan damarlar olan arterlerde bulunan tıkanıklıktır. Retina arter tıkanıkları, kök (santral) veya dal tıkanıklığı olarak iki şekilde ortaya çıkabilirler. Arter dal tıkanıklığı küçük dalların tıkanması olduğundan kök tıkanıklığına göre daha hafif seyirlidir. Arter tıkanıkları ağrısız görme kaybı veya görme alanında bölgesel kayıp olarak ortaya çıkarlar. Bazen tıkanıklık öncesinde geçici görme kayıpları olabilir. Böyle bir durumda mutlaka doktora başvurulmalıdır. Retina arter tıkanıkları ven tıkanıklarından farklı olarak emboli dediğimiz damarda tıkanmaya sebep olan kolesterol veya kalsifik plaklardan kaynaklanabilir. Bu plaklar genellikle vücuttaki büyük damarlar veya kalpten köken alır. Arter tıkanıklığı geçiren bir hasta mutlaka kardiyoloji doktoru tarafından değerlendirilmelidir. Arter tıkanıklarında acil müdahale yapılabilirse bazen damar açılabilir ve görme korunabilir. Bazen yine erken olgularda basınçlı oksijen tedavisi ile retina hasarı engellenebilir. Geç olgularda ise maalesef yapılabilecek pek bir şey yoktur. Ancak yeni damar oluşumu gibi ek problemler meydana gelirse lazer tedavisi uygulanabilir.

Hipertansif Retinopati

Kan basıncının yüksek seyretmesine bağlı olarak retina damarlarında meydana gelen değişiklikler ve bunun sonucunda oluşan retina hasarıdır. Yüksek tansiyon, damarlarda incelme, sızıntı ve kılcal damarlarda tıkanıklık gibi değişiklikler yapabilir. Bu değişiklikler sonucunda kanama, ödem ve  iskemi dediğimiz durumlar ortaya çıkabilir. Hipertansif retinopatinin tedavisi öncelikle tansiyonun kontrol altına alınmasıdır.

Oküler İskemik Sendrom

Gözü besleyen damarların köken aldığı karotid (şah damarı) arterde daralma olması sonucu gözün kanlanmasının bozulmasıdır. Genellikle ileri yaşlarda görülür. Gözde ağrı, ışık hassasiyeti, geçici görme kayıpları gibi şikâyetlerle ortaya çıkar. Hastanın mutlaka kardiyolojik değerlendirilmesi gerekir. Gözde yeni damar oluşumları başlamışsa lazer tedavisi gerekebilir.

PROF. DR. İBRAHİM GÖKHAN GÜLKILIK