Sitede Ara

Kadın ruhu yenilmez (JİNEKOLOJİK KANSERLER)

Dünyada jinekolojik kanserli kadınların sayısı her geçen gün artıyor. Hastalıklar karşısında pes etmeyen, dirayetli kadınların rutin muayenelerini aksatmamaları, erken teşhis ve tedavi için oldukça hayati bir önem taşıyor.

Gelişen teknoloji sayesinde artık, hastalıklarla mücadelede daha sağlam yol alınıyor. Erken teşhis, tedavi ve takip süreçlerinde birçok zor hastaşığın üstesinden gelinebiliyor. Fakat ülkemizde, hastalar doktora başvuru zamanlaması konusunda halen sıkıntı yaşıyorlar. Bu grubun başında da kadınlar geliyor. Kadınların büyük bir çoğunluğu rutin jinekolojik muayenelerini, herhangi bir hastalıkla karşılaştıklarında bazen de geç kalmış olarak yaptırıyorlar. Oysa ki, meme, rahim ve yumurtalık kanseri gibi hastalıklarda zamanla yarış çok önemli. Erken tanının ardından planlanan tedavide başarı oranı da yükselmiş oluyor. Özellikle rahim ağzı kanseri, hastalık gelişmeden tespit edilip önlenebiliyor. Dünyada en fazla ölüme neden olan ikinci hastalık, kanser. Jinekolojik kanserler de bu oranda artış gösteriyor. Değişen beslenme alışkanlıkları, katkı maddeli gıdaların tüketimindeki artış, sigara ve alkol tüketiminin yaygınlaşması, kirli hava, stresli iş yaşamı gibi etkenler kadın kanserlerindeki oranın artmasını tetikliyor. İstatistiklere göre kadın vücudunda meydana gelen kanserlerin yüzde 30-40 kadarı genital organlarda görülüyor. Rahim ağzı, rahim, yumurtalık, vajen, vulva ve tüplerde görülen kanserlerinden korunmak için mutlaka rutin jinekolojik muayeneler yaptırılmalı, ağrı, kanama gibi şikayetler hafife alınmamalı.

Meme Kanseri
En sık görülen kanser türü olarak ilk sırada yer alıyor, meme kanseri. Erken evrede yakalandığı taktirde tamamen iyileşme olasılığı çok yüksek. Genelde ileriki yaşlarda görülen kanseri erkenden teşhis edebilmek için 40 yaşını aşmış kadınların yıllık mamografi, doktor muayenesi ve aylık olarak da kendi kendine muayenesini aksatmaması gerekiyor. 40 yaşın altındaki kadınlar ise, 20 yaşından başlayarak her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. Ailede meme kanseri olan kadınlar ise, yüksek riskli kategoride yer aldığı için tarama testleri konusunda daha dikkatli olmalılar. Meme kanserinin belirtileri ise, memede veya koltuk altında ele gelen kitle, meme başında akıntı, meme derisinde değişiklik, yara veya kızarıklık, meme başında içe doğru çekilme, çökme ya da şekil bozukluğu, memede asimetri ve renginde değişiklik olarak sıralanabilir.

Yumurtalık (Over) Kanseri
Dünyada yedinci sıklıkta görülen yumurtalık kanseri görülme risk faktörleri 40 yaş üzerinde olmak, çocuk doğurmamış olmak, yağdan zengin diyetle beslenmek, genital organlarda talk pudrası kullanmak ve ailede yumurtalık kanser öyküsüne sahip olmaktır. Öte yandan doğum kontrol hapı kullanma, çocuk doğurma ve emzirme, rahmin alınması, tüplerin bağlanması yumurtalık kanser görülme riskini azaltır. Yumurtalık kanseri, karında şişlik ve ağrı, sindirim bozuklukları, idrar sorunları ve kilo kaybı gibi şikâyetlere neden olur. Maalesef yumurtalık kanserlerinin %75’i (her dört hastadan üçü) ileri evrede teşhis edilmektedir. Çünkü erken evrelerde belirtisi yoktur. Kanserli dokunun tamamen çıkartılması hastalığın tedavisinde en önemli belirleyicidir.

Rahim Kanseri
Rahim kanseri, rahim iç zarının kanseridir. Neyin sebep olduğu tam bilinmemekle birlikte, hormon bağımlı olduğu kesindir. Kadınlardaki hormon düzensizliği, rahim kanserine sebep olabilir. Erken yaşta başlayan adet, gecikmiş menopoz, kısırlık (infertilite) ve obezite gibi kadında östrojen miktarını artıran durumlar risk faktörleri olarak sıralanabilir. Bu kansere karşı önlem almak için yılda bir kez jinekolojik muayene yaptırmak gerekir. Çok erken teşhis edildiğinde ve çocuk isteyen genç kadınlarda nadir de olsa ilaçla tedavi mümkündür. Kanser, genellikle menopoz sonrası vajinal kanamalarla kendini gösterir. Normal olmayan adet kanamaları olduğunda hemen hekime başvurmak gerekir. Eğer hastalığa erken evrede tanı konulursa tedavisi başarısı yükselir. Rahim kanserine yakalanan hastaların %85’i bu hastalık nedeniyle sorun yaşamazlar. Genellikle sadece ameliyat yeterlidir. Az bir hasta grubunda radyoterapi (ışın tedavisi) veya kemoterapi gerekebilir.

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri
Türkiye’de en sık görülen sekizinci kanser türüdür. Rahim ağzı kanseri ciddi ama önlenebilir bir hastalıktır. Smear/Pap- smear testiyle tarama sayesinde kanser gelişmeden önce oluşan rahim ağzı hücrelerindeki değişim tespit edilebilir. Tanı konulan hastaların yüzden 95’inden fazlası iyileşebilir. Rahim ağzı kanseri geliştikten sonra en belirgin şikâyet, cinsel ilişki sonrası ortaya çıkan kanlı vajinal akıntıdır. Hastalığın ilerlediği safhalarda, belirgin vajinal kanama ve ağrı olmaktadır. Kanserden korunmak için, ilk cinsel ilişkiden itibaren ilk 3 yıl içinde veya en geç yirmi bir yaşında serviks kanseri tarama testlerine başlanmalıdır. Ayrıca HPV aşılarıyla rahim ağzı kanserine neden olan HPV tiplerinin yüzde 80’inden, yüzde yüz korunmak mümkündür.