Sitede Ara

MR korkusu çözümsüz değil

Kapalı alan korkusu olanlar için MR tüneline görsel gerçeklik uygulanıyor, sesten rahatsız olanlara kulaklıkla müzik dinletiliyor. Bunlar da çözüm olmazsa hastaya hafif bir anestezi uygulanabiliyor.

1930’lu yıllarda özellikle madencilikte kullanılan ve toprağın altındaki madenlerin araştırılması amacıyla geliştirilen manyetik rezonans (MR), 1970’lerde ise tıbbi görüntüleme yöntemi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Büyük ve güçlü bir mıknatıs tarafından oluşturulan manyetik alanda, insan vücudunda en çok bulunan hidrojen atomlarına radyofrekans dalgası (RF) gönderilir ve dokudaki hidrojen atomlarının yoğunluklarına ve hareketlerine göre görüntü oluşturulur. Tetkik sırasında hasta, cihaz masasına yatırılır ve masa, bu mıknatısın içinde bulunan tünele doğru ilerletilir. Görüntülenmesi istenen bölgeye radyofrekans dalgaları verilmesi sonucu alınan yanıt, anten aracılığı ile toplanır ve bilgisayarda görüntüye çevrilir. MR’ın en önemli avantajı, radyasyon içermemesi olup canlı organizma üzerinde şu ana kadar kanıtlanmış herhangi bir zararı yoktur. MR tetkik süresi inceleme yapılan bölgeye, bölge sayısına, konulan ön tanıya göre değişiklik gösterip 5 ile 60 dakika arasında değişmektedir. Omurgaya yönelik yapılan çekimler daha kısa sürerken özellikle fonksiyonel değerlendirmelerin de kullanıldığı tetkikler daha uzun sürer. MR ilk zamanlarda santral sinir sistemi hastalıklarında, omurga, eklem, üst-alt karın bölgesi, kan damarları, kalp, meme gibi dokularda kullanılmış, daha sonraları yeni teknolojik MR cihazları sayesinde vücudun tüm bölgelerinde etkin hale gelerek günümüzde pek çok hastalığın tanısında güvenilir bir yöntem olmuştur. Hatta günümüzde birçok organın fonksiyonu hakkında bilgi verirken kontrast kullanılarak ya da kullanılmadan, hastaya herhangi bir girişim yapmadan anjiografi yapılmasını sağlamaktadır.

AÇIK MR’DA GÖRÜNTÜ KALİTESİ DÜŞÜK

MR, kapalı bir alanda çekildiği için bazı klostrofobik bireylerin korkuyla yaklaştığı bir görüntüleme yöntemidir. Klostrofobikler kapalı mekanlarda nefes almakta zorlandıklarını zannederler. Aslına bakıldığında, MR korkusu da diğer korkular gibi öğrenilmiştir. Pek çok psikiyatrik problem gibi, klostrofobi de, çocuklukta yaşanan travmalara bağlı olarak gelişebilir. MR cihazının tüneli hastalar tarafından mezara benzetilmektedir ve özellikle klostrofobisi olan hastalar tetkik süresinde bu tünelde kalamamaktadır. Bu nedenle bazı hastalara MR tetkiki yapmak neredeyse imkânsız hale gelmektedir. Toplumda yaşayan kişilerin %7-10 oranında farklı seviyelerde kapalı alan korkusu bulunmaktadır. Şiddetli olan klostrofobi ise toplumun %2’sinde yaşanır. Bazı hastalar asansörlere bile binemezken, bazılarında ancak uzun süre kapalı alanda kalınca belirtiler görülür. Hatta bazı kişiler ilk kez MR yaptırdığında bu fobilerini farkedebilir ve panik ataklar geçirebilir. Bu yüzden klostrofobisi olan hastalar ve obezite hastaları için açık MR cihazları geliştirilmiştir. Açık MR’ların manyetik alan gücü kapalı MR’a göre daha düşük olduğu için hem görüntü kalitesi düşüktür hem de görüntüleme süresi daha uzundur. Ayrıca açık MR ile ileri görüntüleme teknikleri kullanılamaz ve bazı MR tetkikleri yapılamaz. Kapalı MR cihazlarının, manyetik alan gücü yüksek olduğundan (1.5 T ve 3 T) görüntü kalitesi de yüksektir. Ayrıca ileri görüntüleme teknikleri kullanılabildiğinden her türlü tetkiki yapmak mümkündür. MR cihazının gantry olarak adlandırılan ve hastanın tetkik boyunca hareketsiz durması gereken bir tüneli vardır. Hasta kendisinde korkuya yol açan bu tünelde uzun süre kalmaktadır. Klostrofobiyi azaltmak için günümüzde daha geniş ve daha kısa tünele sahip MR cihazları üretilmekte bu da hastanın konforunu artırarak daha az klostrofobiye neden olmaktadır. Harekete daha az duyarlı kısa süreli sekansların kullanılması hastada korkuyu azaltmayı amaçlar. Özellikle alt karın, bacaklar, diz, ayak bileği ve ayak bölgelerine yönelik tetkik yapılacaksa hastaların başı dışarıda kalacak şekilde sadece incelenen bölge tünele alınır. Son dönemlerde kullanılmaya başlanan görsel gerçeklik metodu ile daha başarılı sonuçlar alındığı görülmüştür. Görsel gerçeklik metodu bilgisayar tarafından simule edilen görüntü sayesinde hastaya kendini farklı ortamda hissettirmeyi amaçlar. Bütün bu çözümlere rağmen MR cihazına giremeyen hastalara anestezi uzmanı eşliğinde hafif bir anestezi yapılabilir. Bu anestezi ameliyatta verilen anesteziden farklı olarak hafif bir uyku hali (sedasyon) şeklindedir.

ANESTEZİ UYGULANABİLİR

Ayrıca çevredeki insanların kötü deneyimleri ve yüksek ses hastalarda korku oluşturmaktadır. MR cihazı içindeki ses, görüntü oluşturmak için kullanılan radyofrekans dalgalarından ve güçlü gradient sargılarından kaynaklanan, yüksek volümlü fakat son derece normal ve sadece cihazın çalışmasından kaynaklanan bir sestir. Ancak kapalı yer fobisi ile birleştiğinde yüksek ses sinir bozukluğu, korku, rahatsızlık hissi, tedirginlik, yorgunluk, zihinsel işlevlerde yavaşlama ve uykusuzluk oluşturmaktadır. Gürültünün etkisini azaltmak için hastaya tetkik süresince kulaklık takılarak müzik dinletilmekte, böylece çekim esnasında gürültünün oluşturduğu rahatsızlık azaltılmaktadır. Gürültüsüz çalışan MR cihazı yoktur; ancak sesi özel izolasyonlar ile azaltmak mümkündür. MR cihazlarının soğutulmasında kullanılan helyum gazının da psikojenik etkilerinin olabileceği düşünülmektedir. Ancak elde henüz ispatlanmış bir veri yoktur. Sonuç olarak MR korkusu olan hastalarda tetkikin yapılabilirliğini sağlamak için elimizde çeşitli çözümler bulunmaktadır. Hafif kapalı yer korkusu olan hastalarda iyi bir iletişim ve tetkik odasına yakını ile birlikte alınması sorunu kolayca çözebilirken bazı hastalarda öncesinde hekiminin önereceği sakinleştirici ilaçlar tetkikin yapılmasını mümkün kılar. Basit yöntemlerle sorunun çözümü sağlanamaz ise açık MR cihazları imdadımıza yetişmektedir. Ayrıntılı görüntüleme ihtiyacı olan ve kompleks tetkiklerin yapılması gereken hastalarda ise kapalı MR çekimlerinin anestezi hekimleri eşliğinde yapılması mümkündür.

DOÇ. DR. CENGİZ EROL