Sitede Ara

Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejenerasyonu)

Vücudun doğal yaşlanma sürecinde ortaya çıkar, merkezi görmeyi etkiler. Halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen maküla dejenerasyonu, göziçi enjeksiyonlarla tedavi edilebilir.

Sarı nokta hastalığına geçmeden önce kısaca gözün anatomisinden bahsetmek gerek. Gözü bir kameraya benzetebiliriz. Işık sırayla gözün önünde yer alan kubbe şeklindeki saydam korneadan, göz bebeğinden (pupil), kristalin lensten ve gözün içini dolduran saydam jöle kıvamındaki vitreustan geçerek gözün arkasındaki retinada sarı noktada odaklanır. Kornea ve lens ışığı kırarak sarı noktada toplar. Retina, ışığı elektriksel uyarıya dönüştürür. Bu elektriksel uyarı, göz siniri (optik sinir) ile beynin arkasında yer alan görme merkezine ulaştırılır ve burada görüntüyü algılamamız sağlanır. Sarı nokta (maküla=nokta, lutea=sarı) ışığın retinada odakladığı merkez olan bölgeye verilen isimdir. Sarı nokta keskin detaylı görmemizin gerçekleştiği ‘merkezi görme’ alanıdır. Retinanın diğer bölgeleri ise ‘periferik görme’ olarak isimlendirilir ve periferik retina alanları şekillerin detaylı değil kaba şekilde görülmesini sağlamaktadır. Sarı nokta aslında genel olarak bir bölgeyi tanımlamasına karşın halk arasında sarı nokta veya sarı nokta hastalığı denince yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (YBMD) anlaşılmaktadır.

MERKEZİ GÖRMEYİ ETKİLER

Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu 50 yaş ve üzeri toplumda merkezi görmeyi etkileyen bir retina hastalığıdır. Hastalığın nedeni henüz tam olarak açıklanamamıştır. Merkezi görme kaybı geri dönüşümsüz olabileceği için tanı ve tedavinin erken yapılması oldukça önemlidir. YBMD’nun yaş ve kuru olmak üzere iki tipi vardır. En sık karşılaşılan formu kuru tiptir. Retina altında biriken drusen adı verilen depozitler kuru tip YBMD’nin sık görülen bir bulgusudur. Drusen kendi başlarına görme azalmasına yol açmaz. Ancak sayılarının ve boyutlarının artması yaş tipe dönüşme için önemli bir belirteç olarak kabul edilir. Kuru tip YBMD’unda merkezi detaylı görmemizi sağlayan retina bölümü olan sarı noktada hücreler yavaş yavaş yıllar içerisinde bozulurlar. Kuru tip YBMD her iki gözü tutabilir. Ancak bu tutulum eşit şiddette olmayabilir. Henüz kuru tip YBMD’nun tedavisi mümkün değildir. Vitamin ve antioksidan ilaç tedavilerinin (vitamin C, vitamin E, betakaroten ve çinko) riskli kuru tip YBMD’nun ilerlemesini yavaşlattığı bilinmektedir. Ayrıca çalışmalarda posalı gıda, sebzeden zengin beslenmenin de hastalığı yavaşlattığı iddia edilmektedir.     

SİGARA TETİKLİYOR

Yaş tip YBMD ise, retina altında yeni damar oluşumları meydana geldiğinde görülen tipidir. Oluşan yeni damarların duvarları zayıftır. Kan ve sıvı sızıntısı retinanın normal anatomisini bozarak ciddi görme kaybına neden olur. Bu evrede tedavi ile görme arttırılabilir ancak tedavi edilmezse skar dokusu meydana gelir ve kalıcı merkezi görme kaybı ile sonuçlanır. YBMD olan hastalar asla görmelerini tamamen kaybetmezler ama detaylı santral görme kaybolur. Eğer okurken kelimelerde bulanıklaşma, merkezde karartı veya eğri görme varsa vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurmak gereklidir. Eğer iki göz etkilenirse hastalar şikâyetlerini daha erken fark etmektedirler. Tek göz tutulumunda birçok hasta bulguları geç fark eder. Bu yüzden göz doktorları oluşabilecek değişiklikleri erkenden saptayabilmek için basit bir kareli kart testi olan Amsler testini hastalara önermektedirler.   En önemli risk faktörü hastalığın adından da anlaşılacağı gibi yaştır. Diğer risk faktörleri arasında ailesinde YBMD varlığı, sigara, hipertansiyon, açık göz rengine sahip olma sayılabilir. Önlenebilir risk faktörleri arasında en tehlikeli olan sigara içmek göz sağlığımızı olumsuz etkilemektedir. Sigara kardiyovasküler sistem hastalık riskini yükselttiğinden indirekt olarak göz sağlığını etkilemektedir. Sigara kullananlarda YBMD hastalığı 4 kat daha fazla görülür. Genetik olarak yatkınlığı olanlarda sigara kullanımı, riski katlayarak artırmaktadır. Sigarada yaklaşık 4 bin 500 zararlı kimyasal olan serbest radikaller vardır. Bu zehirli maddeler gözde birçok hücrenin zarar görmezine hatta erken ölmesine neden olabilmektedir. Sigaranın ayrıca gözün damardan oldukça zengin bir tabakası olan koroid kan akımını azalttığı gösterilmiştir. Ayrıca sigara kullanımının YBMD’nın başlangıcnda görülen ve drusen adı verilen birikintileri arttırdığı, sarı noktada bol miktarda bulunan ve ışığın zararlı etkilerinden sarı noktayı koruduğu düşünülen lutein pigmentini de azalttığı gösterilmektedir.

GÖZİÇİ ENJEKSİYON TEDAVİSİ

Yaş tip YBMD tedavisinde sıcak laser uygulaması artık terk edilmiştir. Nadiren periferik lezyonlarda uygulanabilir. Son yıllarda geliştirilen ödem azaltan ve yeni damar oluşumunu engelleyen ilaçların göz içi enjeksiyonları tedavisi bu hastalıkta bir devrim niteliği taşımaktadır. Göz içi enjeksiyon ile oldukça düşük dozda ilaç kullanılması ile direk hedefe yeterli dozda ilaç ulaştırılması sağlanmakta böylece vücudun diğer bölgelerinde oluşabilecek sistemik yan etkilerin de önüne geçilmiş olmaktadır. Tedavinin etkili olması için başlangıçta aylık sık enjeksiyon yapılması gerekmektedir. Göziçi enjeksiyon tedavileri oldukça güvenilir ve etkilidir. Gözü uyuşturmak için lokal anestezik damla damlatılır. Göz çevresi batikonlu solüsyonlarla temizlenir ve ilaç göz içine enjekte edilir. Bazen ejeksiyon sonrası gözde kızarıklık ve hafif ödem oluşabilir. Bu şikâyetlerin günler içinde gerileyerek kaybolması gerekir. Bazı YBMD alt tiplerinde sınırlı uygulaması olan fotodinamik tedavi yapılması gerekebilir. Fotodinamik tedavide kol damarından verilen bir ilaç soğuk laser uygulaması ile gözde lezyon bölgesinde aktive edilmekte böylece sızdıran, kanayan yeni damarlar tıkanmaktadır. Gerekli görülürse bu tedavi tekrarlanabilmektedir. Günümüzde tedavide önemli bir aşama kaydedilmesine rağmen hala görme kayıpları ilerleme gösterebilmektedir. YBMD tam bir körlükle sonuçlanmamaktadır. Ancak kitap okumak, insanların yüzünü ayırmak gibi aktiviteleri yapamaz hale getirmektedir. Görme merkezinde skar dokusu oluşursa hastalar bu aktivitelerini yapabilmek için büyütücü yardımcı aygıtlardan fayda görebilmektedirler.

DOÇ. DR. FEVZİ ŞENTÜRK