Sitede Ara

Siz de donör olun, bir can kurtarın

{%= Faq.Title %}
Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK), kök hücre ve kemik iliği nakli bekleyen hastalarla, gönüllü bağışçıları bir araya getiriyor. Siz de çok az bir vaktinizi ayırarak donör olabilir, hasta bir bireye yardım edebilirsiniz.


Sağlıklı bir vericiden alınan ve tüm kan hücrelerinin ilk hali olan kemik iliği kök hücreleri, birçok ölümcül hastalığın tedavisinde kritik rol oynuyor. Fakat kök hücre bağışında bulunan donör sayısının azlığı, umudunu buna bağlayan hastalar için oldukça büyük bir dezavantaj. Ülkemizde bir yıl önce açılan Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK), Sağlık Bakanlığı’nın hematopoetik kök hücre nakli tedavisi olması gereken hastalar için hayata geçirdiği bir proje. Merkez, kök hücre bekleyen hastalar ile gönüllü donörleri buluşturuyor. TÜRKÖK’e donör olmak sanılanın aksine anestezi gerektiren bir işleme evet demek anlamına gelmiyor. Ameliyatla gerçekleşen bir işlem olmadığı için de verici herhangi bir sıkıntı yaşamadan uygun kök hücreyi verebiliyor. Kök hücre nakillerinde alıcı ve verici arasındaki uyumu tespit etmek için doku antijenlerine (HLA) bakılıyor. Doku antijenleri, özellikleri nedeniyle on binde fazla farklılıklardan oluşuyor. Uygun bir bağışçı bulunabilmesi için en az yüzbinler hatta milyonlar taranmalıdır. Bu nedenle nakil bekleyen hastalara yardımcı olmak amacıyla, doku antijeni özellikleri bilinen ve kemik iliği/ periferik kök hücre bağışçısı olmayı kabul eden çok sayıda gönüllüye ihtiyaç duyuluyor.

İŞLEM SÜRESİ 4 SAAT
Peki, bağışçı olmak isteyen bir kişide aranan kriterler nelerdir? Bağışçılar, 18-50 yaş aralığında, sağlıklı bir birey olmalı. Sonrasında bilgilendirme ve onam formunu doldurarak donör olabilir. Donörün, Hepatit B, Hepatit C ve sifiliz hastalığı geçirmemiş, kanser, HIV (AIDS) tanısı almamış olması da ayrıca çok önemli. TÜRKÖK desteğiyle gerçekleşen eşleşmelerde bağışçının aksi yönde bir isteği bulunmadığı sürece periferik kök hücre bağışı yöntemi uygulanır. İşlem sırasında koldan yapılan bir aşı (G-CSF = Granülosit Koloni Uyarıcı Faktör) ile kemik iliğinde yerleşik durumda bulunan kök hücrelerin vücutta dolaşan kana geçmeleri sağlanır. Ortalama 5 gün süreyle yapılan bu aşının net uygulama süresi, aşılamanın dördüncü günü sabahında gerçekleştirilecek kan tetkikleri sonrası, tespit edilen kök hücre düzeyine bakılarak belirlenir. Bu yöntemde işleme başlamadan önce kol damarlarınız için uygunluk değerlendirilmesi yapılır. Bağışçının damar yapısı uygun bulunursa, kök hücre toplama aşamasında kol damarına iğne ile girilir ve bir aferez cihazına yaklaşık 4 saat süreyle bağlanırsınız.

DAMAR YAPISI UYGUN DEĞİLSE…
Damar yapısının uygun bulunmaması durumunda ise boyun damarına lokal anestezi altında bir katater takılır. Katater sıklıkla 4 saat süreyle takılı kalırken, bazı durumlarda ikinci gün tekrar kök hücre toplanması gerekmesi halinde 24 saat süreyle takılı kalabilir. Katater takılma gereksinimi kadın vericilerde %25 iken, erkek vericilerde %5 oranındadır. Damar yolu açıldıktan sonra vücudunuzdaki kan, aferez cihazı içinde dolaşırken toplanan kök hücreler bir torbaya aktarılacak, kalan kan ve hücreler vücuda geri verilir. İşlem süresinde önemli bir rahatsızlığın olması beklenmez. Çok nadiren bağış sonrası günlerde bir sağlık sorunu meydana gelirse, TÜRKÖK’ün birlikte çalıştığı Aferez Ünitesi ve Nakil Merkezi bağışçıya gerekli tedaviyi uygulayacaktır. Bu uygulama süresince genellikle hastanede gecelemeyi gerektiren bir yatış ve anestezi söz konusu değildir. Bu uygulamada, verici kök hücre toplama günü dışında normal yaşantısının gereklerini yerine getirebilir, iş gücü kaybı beklenmez.

SÜREÇ NASIL İLERLİYOR?
> Bağışçı olmayı kabul eden ve onam formunu dolduran bağışçı adayından 3 tüp, toplamda 10-20 ml kan örneği alınır.
> Alınan numunelerin bulaşıcı hastalıklar açısından serolojik testleri Türk Kızılayı tarafından yapılır.
> Sonuçları negatif çıkan testler doku antijenlerinin belirlenebilmesi için Türk Kızılayı tarafından Sağlık Bakanlığı’na bağlı Doku Tiplendirme Laboratuvarı’na gönderilir.
> Doku tiplendirmesi yapılan bağışçı artık Ulusal Kemik İliği Bankası’na kaydedilir.
> Hasta bir kişi için yapılan ilk değerlendirmede istenen düzeyde uyumun olduğu (klinik uygunluk) bir bağışçı bulunursa Türk Kızılayı bağışçı adayına ulaşır. Bağışçının tekrar onayı istenir.
> Bağışçı onay verirse tekrar serolojik testleri ve kan sayımı yapılır.
> Bağışçı olmasına engel bulunmayan adayların ileri aşama doku tiplendirme testleri yapılır.
> İleri doku tiplendirme testi uygun bulunan bağışçı ile iletişime geçilmesi, ulaşım, konaklama, refakat ve nakil sonrası sağlık hizmetleri Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilir.

Donörüyle mektuplaşıyor
Ayten Hanım’ın minik kızı, 4 yaşında yakalandığı lösemiyle, 7 senedir mücadele ediyor. Çeşitli kemoterapi tedavilerinden geçen minik hasta için en son Medipol Üniversitesi Hastanesi’nde kemik iliği nakli gerçekleştirildi. Ayten Hanım hastalık kronikleşince nakle karar verdiklerini söylüyor. İliğin geleceği akşam kızıyla birlikte donöre mektup yazdıklarını söyleyen Ayten Hanım yaşadıklarını şöyle aktarıyor: “Donörün son ana kadar cayma hakkı vardı. Bu bizi tedirgin etti. İliğin Almanya’dan geldiği gece sabaha kadar uyuyamadık. O çok zor bir bekleyişti. Küçücük bir kan torbası ama evladınıza can olacak kadar kıymetli. Nakil sürecini buradaki başarılı hekimler sayesinde çok iyi atlattık. Her şey dört dörtlüktü. Nakilde ve sonraki süreçte aralarla birlikte toplamda 90 gün hastanede kaldık. Artık kızım ‘Lütfen benim Alman hücrelerime zarar vermeyin’ diye şakalaşıyor bizimle. O bir Alman kızı diyoruz biz de. Donörün kimliğini bilmemiz yasak. Sadece Alman ve 16 aylık bir kızı olduğunu, bir de bizi çok merak ettiğini biliyoruz. Bu kadar! Şimdi ona ikinci bir mektup daha yazacağız.”
HİKÂYEMİZ YARIM KALMADI
Alman donöre hitaben yazılan mektupta, ‘Siz kızıma yeniden güneşin doğuşunu görebilmesini, bir çiçeğin kokusunu duyabilmesini, bir meyvenin tazeliğini tadabilmesini ve en önemlisi yarım kalan hikâyesinin devam edebilmesini sağladınız’ cümleleri yer alıyor. Ayten Hanım, bu olaydan sonra artık kendilerinin de gönüllü birer donör olduğunu söyleyip ekliyor: “Allah bize de birine umut ışığı olmayı nasip etsin. İnsanlar tam olarak bilmiyorlar. İlik verenin sakat kalacağını, alanın da ameliyat olacağını sanıyorlar. Oysaki öyle değil. Bu bir kan transferi gibi bir şey. Kişiye bir zararı yok. Biz bu süreçte kendi yakınlarımızın bile tereddüte düştüklerini gördük. O yüzden hiç tanımadığımız birinin bize bağışta bulunması çok etkileyiciydi.”