Sitede Ara

{%= Faq.Title %}
Daha çok erken evre meme kanserinde kullanılan intraoperatif radyoterapi sayesinde, tek doz ışınlama ile yüksek doz sadece tümörlü bölgeye verilerek sağlam dokular tamamen korunmuş olur.


Ameliyat esnasında ameliyathanede yapılan radyoterapi uygulaması intraoperatif radyoterapi olarak adlandırılmaktadır. Bu tedavi tek seansta mobil X ışını üreteçleri ile uygulanmaktadır. Uygulama sırasında, tümör çıkartıldıktan sonra cihaza ait özel aplikatör tümörlü bölgeye yerleştirilir. Ggerekli ölçümleri takiben yüksek doz ışın sadece bu bölgeye verilirken sağlam dokular tamamen korunmuş olur. Kısacası, ışın tedavisi de cerrahi sırasında bir defada tamamlanmış olur. İntraoperatif radyoterapi meme kanseri için rutin olarak ilk kez 1999 yılında Avrupa’da kullanılmaya başlanmıştır. Bu tedavi yöntemi, ortalama on yıldır dünyada yaygın olarak kullanılan ve meme kanserinde çok fazla klinik çalışması olan bir tedavi yöntemidir. En sık, erken evre meme kanserinde uygulanmıştır. Meme koruyucu cerrahi uygulanmış hastalarda meme içindeki yinelemelerin büyük çoğunluğunun tümör yatağında olmasından kaynaklı uygulanan kısmi meme ışınlamasının intraoperatif radyoterapi ile yapılması oldukça avantajlıdır. Bu hastalarda intraoperatif radyoterapinin klasik radyoterapiye göre özellikle zaman ve kozmetik açıdan avantajları vardır.

Ameliyat sırasında tek doz uygulamayla tüm meme yerine sadece tümörlü bölgenin ışınlaması, son yıllarda dünyada geçerlilik kazanmış bir yöntem olarak biliniyor.

MEME ÖDEMİ OLUŞMAZ
İntraoperatif radyoterapi, ameliyathanede ameliyat sırasında yapılan ve yaklaşık 20- 40 dakika süren bir tedavidir. Tümörün yerleşim yeri kesin bir doğrulukla belirlenir ve böylelikle ışın doğru bölgeye uygulanmış olur. Meme kanseri radyoterapisinde özellikle kalp, kalbin ana damarları, akciğer ve yumuşak dokular gibi yan etki açısından riskli kabul edilen organların korunması çok daha kolaydır. Bu da geç yan etkileri azaltır. Klasik tedavide oluşan cilt çekintileri, meme ödemi oluşmaz. Daha az yağ nekrozu, daha az sertleşme ve daha az kozmetik problem meydana gelir. Ameliyat sonrası hastanede kalış süresini etkilemeyen bir tedavidir. Ameliyat sırasında tek doz uygulama ya da farklı yöntemlerle tüm meme yerine sadece tümörlü bölgenin ışınlaması son yıllarda dünyada geçerlilik kazanmış bir yöntemdir. Bununla birlikte tek doz uygulama her hasta için uygun değildir. Hangi hastaların bu yöntem için uygun olduğuna radyolog, radyasyon onkoloğu, cerrah ve patolog ekip olarak birlikte karar verir. Hastanın yaşı, tümörün özellikleri bu kararda rol oynayan faktörlerdir. İntraoperatif radyoterapi, meme kanserinin yanı sıra diğer tümörlerde de kullanılmaktadır. Özellikle pankreas, mide, kalın bağırsak kanserleri ve yumuşak doku tümörlerinde de kullanılmaktadır. İntraoperatif radyoterapinin bu tümörlerdeki en büyük avantajı; ek radyoterapi dozunu bir seansta vermek ve özellikle ameliyatla çıkarılamayan tümörlerde direk tümöre, çıkarılan tümörlerde ise nüks olabilecek bölgeye uygulanacak radyasyon tedavisini ameliyathanede çok kısa bir sürede uygulamaktır. Uygulamanın bir diğer avantajı da ışınlanacak hedef dokunun gözle görülebilir olması ve sağlam dokuların olabildiğince ışın alanının dışına çıkarılabilme olasılığıdır. Özet olarak, intraoperatif radyoterapi cerrahi olarak çıkarılması zor ve lokal yinelemesi yüksek tümörlerde tedavi yanıtını arttıran bir tedavi seçimidir. Lokal-bölgesel kontrolü arttırırken, çevre dokulara hasarı da en aza indirir.