Sitede Ara

{%= Interview.Title %}

Çölyak Hastalığı ince bağırsağın, buğday ve bazı gıdalarda bulunan, gluten adlı proteine karşı, ömür boyu süren ve kronikleşen alerjisi ve hassasiyetidir. Otoimmün bir hastalıktır. Buğday, Arpa, Çavdar ve Yulaf gibi tahıllar (ekmek, makarna, bisküvi ve diğer unlu mamüller) gluten içerir. Gluten enteropatisi olarak da bilinen Çölyak hastalığı, sindirilmiş gıdalardaki besin maddelerinin bağırsaklardan emiliminin bozulmasına yol açar. Çöliyak hastalığı olan insanlar; buğday, arpa, çavdar ve bir dereceye kadar da yulafta bulunan bir protein olan ‘gluten’ e karşı hassasiyet gösterirler. Glutenin esas olarak reaksiyon oluşturan maddesi, gliadindir.  Bu kişiler gluten içeren gıdalarla beslendiklerinde ince bağırsakların iç yüzeyini örten hücrelerden oluşmuş olan ve mukoza diye adlandırılan kısımda meydana gelen immunolojik reaksiyonlar sonucunda, bu bölgede bulunan emici hücrelerde harabiyet oluşur (İmmunolojik reaksiyon; vücudun bağışıklık sistemi tarafından oluşturulan bir tür iltihabi reaksiyon). Dünyada en yaygın olarak bilinen genetik bir hastalıktır.  Türkiye’de sıklık % 1 civarı olup, Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre, ülkemizde 88.790 kişi mevcut imiş. Son 50 yılda besin endüstrisinde sık tüketilen: ekmek, pastalar, makarna, erişte, soslar, cipsler, soğuk etler, salam, sosis vb. yiyeceklerin yapısında kullanılmaya başlanmıştır. Oluşan bu hasarlanma sonrasında, vücut için gerekli olan besin maddelerinin sindirimi ve emilimi bozulacağından, ishal ve zamanla bağırsaklardan emilemeyen maddelerin eksikliği başlar. Çölyak hastalığı olan insanlar glutensiz diyetle beslendiklerinde bağırsaklarda oluşan harabiyet düzelir, ancak tekrar glutenli gıdaları tüketmeye başlamaları halinde hastalığın bulguları yeniden ortaya çıkar. Çölyak hastalığının oluşmasında, otoimmün, genetik, çevresel faktörler rol oynamaktadır. 

Çölyak hastalığının 5 evresi vardır:

  • Klasik Hastalık: Emilim bozukluğu, ishal (steatore), kilo kaybı, vitamin eksiklikleri ile seyreder, serolojik testler pozitifdir ve biyopside klasik patolojik değişiklikler görülür. Glutensiz diyet ile bulgularda gerileme meydana gelir.
  • Atipik Hastalık: Yorgunluk, anemi, artrit, dental bulgular, transaminaz yüksekliği, osteoporoz, kısırlık ile prezente olan hastalarda, serolojik testler pozitiftir ve klasik patolojik değişikler görülür.
  • Sessiz Hastalık: Belirti yok, serolojik testler ve biyopsi çölyak hastalığı ile uyumludur.
  • Latent Hastalık: Belirti yok, testler pozitiftir ancak biyopside villöz atrofi yoktur.
  • Potansiyel Hastalık: Semptomatik kişilerdekan testleri pozitiftir, biyopsi ise negatiftir.

Hastaların % 10 kadarında, ailede çölyak hastalığı olan başka bireyler de bulunur. Bu da hastalığın genetik ile ilişkisini gösterir. Cerrahi girişimler, hamilelik, doğum yapma, bazı viral enfeksiyonlar ve şiddetli ruhi sıkıntılar, hastalığın ortaya çıkmasına sebep olabilir. Her yaşta ortaya çıkabilmesine rağmen, 8-12 aylık çocuklarda ve 30-40 yaş aralığında daha sık görülmektedir.
Çöliyak Hastalığının Belirtileri: Çölyak hastalığı tedavi edilmediğinde, ince bağırsaklardaki emilim bozukluğu nedeniyle zamanla vücutta vitamin, mineral ve diğer besin maddelerinin eksikliği ortaya çıkar. Bunlar arasında özellikle; demir, folik asit ve B12 vitamini eksikliği sonucunda değişik şiddetlerde olabilen kansızlık (anemi) en sık görülen bulgulardan biridir. D vitamini ve kalsiyum emilimi bozulur ve kalsiyum seviyesinde azalma, kemik erimeleri ve kırılmalar oluşur.
A vitamini eksikliğine bağlı görme bozuklukları, Cilt problemleri, B vitamini türevlerinin eksikliğine bağlı denge bozukluğu ve his kusurları gibi sinir sistemine ait problemler, K vitamini eksikliğine bağlı pıhtılaşma bozuklukları ve kanamalar, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi elektrolitlerin eksikliğine bağlı kas güçsüzlükleri, protein (albümin ve diğer proteinler) eksikliğine bağlı bacak ödemleri, bağışıklık sisteminde zayıflama, ortaya çıkabilecek diğer bulgulardır.

Çölyak hastalığında tedavinin temelini; sıkı bir glutensiz diyet uygulanması oluşturur.  Bu amaçla gluten içeren tahıl ürünleri (buğday, arpa ve çavdar) kullanılarak yapılan gıda maddelerinin kesinlikle yenmemesi gerekir. Glutenle bulaşmamış yulaf tüketilebilir ancak genellikle içinde buğday parçacıkları bulunabileceğinden, en azından hastalığın erken dönemlerinde, yulaf da yenmemelidir.

Çölyak hastaları için güvenli yiyecekler: Tüm sebzeler, Tüm meyveler, Tüm bakliyatlar, Tüm katkısız katı ve sıvı yağlar, Yumurta, bal, reçel, basit toz şeker, zeytin, Et, balık, tavuk, (Bu ürünler katkılı olmadıkları gibi daha önce unla kızartılmış bir yağda kızartılıp işleme tabi tutulmamalıdır), Una batırılmamış konserve çeşitleridir

Glutensiz Diyette Nelere Dikkat Edilmelidir?

  • Doğal gıdalara önem verilmeli (süt-et-balık-yumurta-sebze-kurubaklagil-pirinç-mısır-patates)
  • Okul ve dışarıda yemek yerken, dikkatli seçimler yapılmalı.
  • Buğday unu karışık mısır unu ve pirinç ununa dikkat edilmeli.
  • Etiketsiz gıda tüketiminde çok dikkatli olunmalı.
  • İlaçlar, kozmetik ürünleri, şampuan, kremler vb. gluten içerikleri yönünden dikkatli kullanılmalı.
  • Pişirme ve hazırlık aşamasında güvenli gıdaların glutenli gıdalarla bulaş olmamasına dikkat edilmeli.
  • İlaç, kozmetik ürünler, şampuan, krem gibi ürünler glüten içerikleri nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır. Çok iyi bir etiket okuyucusu olunmalı, gıdaların etiketleri mutlaka okunmalıdır.
  • Özellikle evde glutenli ve glütensiz gıdaların birbirinden ayrı ve uzak saklanması önemlidir.
  • Yemek hazırlığı sırasında glutenli gıdalara değmiş veya bulaşmış çatal, kaşık, süzgeç, tabak gibi gereçler kesinlikle çölyaklı kişilerin gıdalarına dokundurulmamalıdır.
  • Mısır, pirinç, patates, nohut, mercimek, kestane, soya, fasulye, fındık gibi besinleri ve bu besinlerden elde edilen un ve nişastaları tercih etmek gerekmektedir.
  • Ceviz, fındık gibi kuruyemişler ile incir ve kuru üzümü beslenme zincirinden eksik etmemek önemlidir.
  • Bunların yanı sıra, kümes hayvanları ve kırmızı et, tüm sebze ve meyveler, bakliyatların tüm çeşitleri, yumurta, bal gibi gıdalar rahatlıkla tüketilebilmektedir. Buğday ekmeği yerine mısır ekmeği yenilebilir.
  • Hazır alınan mısır ekmeklerinin içine farklı unların karışabileceği ihtimaline karşı, mısır ekmeğini evde yapmak daha sağlıklıdır.
  • Meyve, sebze, yumurta ve et ürünlerinin yenmesinde sakınca yoktur, ancak, sosların hazırlanmasında buğday unu kullanılmamalıdır.
  • Alkollü içecekler ve meyve suları aşırıya kaçılmamak şartıyla içilebilir. Bira ve viski, az miktarda tolere edilebilir ancak şikayetleri başlatıyorsa içilmemelidir.
  • Gluten içermeyen bir diyetin uygulanması, normal beslenmeye göre pahalı, güç ve sıkıcı olduğundan kesin teşhis konulmadan, bu tür bir diyetin uygulanması tavsiye edilmemelidir.

Günümüzde henüz ilaç tedavisi yoktur. Ancak, ilaç ve aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir.

Medipol Mega Üniversite Hastanesi
Prof. Dr. Vedat Göral
Gastroenteroloji Uzmanı
2 Eylül 2020