Sitede Ara

{%= Interview.Title %}

Kolon (kalın bağırsak) kanseri gelişmekte olan ve gelişmiş toplumlarda görülen başta gelen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dünyada her yıl 1.5 milyon kişiye kolon kanseri teşhisi konuluyor.
Ülkemizde ise kadınlarda ve erkeklerde en sık görülen ilk 3 kanser arasında yer alıyor. Kalın bağırsak kanseri dünyada ve ülkemizde tarama yapılması önerilen 3 kanserden bir tanesi. Sağlık Bakanlığının istatistiklerine göre ülkemizde de toplumda erkeklerde görülen en sık 3’üncü, kadınlarda ise en sık 2’nci kanserdir. Sıkça karşılaşılan ölümcül bir hastalık olan kalın bağırsak kanserinden korunmak için tamamen sağlıklı bir bireyde belirli bir yaştan sonra düzenli tarama yapılması oldukça önemli. Hiçbir şikayet olmasa dahi 50 yaşına gelen herkes yılda bir defa gaitada gizli kan testi ve 5-10 yılda bir kolonoskopi yaptırmalıdır.

Kolon (Kalın Bağırsak) Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Erken dönem kalın bağırsak kanseri maalesef ki nadiren belirti verir. Tarama birazda bunun için önemlidir. Kolon (kalın bağırsak) kanseri hastalarında bulgular genellikle hastalık biraz daha ilerleyince ortaya çıkar. En başta gelen şikayetler makattan kanama ve dışkılama alışkanlığında meydana gelen değişikliklerdir. Özellikle dışkının üzerinde veya içine karışmış, koyu renkli ve beraberinde sümüksü yapılarla beraber olan kanama çok uyarıcıdır ve hastaların mutlaka hekime başvurmasını gerektirir. Dışkılama alışkanlıkları sık ishal olma, kabızlık, tuvalete çıkma sonrasında tam boşalamama hissi gibi özellikler gösterir. Hastalarda kansızlık, hızlı kilo kaybı, sarılık, karın içerisinde bir kitlenin ele gelmesi gibi şikayetler görülebilir. Ancak bu durum daha da ilerlemiş hastalığın bulgularıdır. Seyrek olarak tümörün oluşturduğu ani ve yoğun kanama, delinmenin sebep olduğu şiddetli karın ağrısı veya tıkanmanın yol açtığı kusma ve karın şişliği nedeniyle hastalar acil kliniklere başvurabilirler. Bu durumda hastalarda genellikle acil ameliyat gerekir. 

Kolon (Kalın Bağırsak) Kanserine Yol Açan Etkenler Nelerdir?

Kolon (kalın bağırsak) kanseri çok sayıda faktörün etkisiyle oluşur. Bunların çoğu veya birkaçının olması durumunda kanser oluşur. Temel olarak bu faktörleri 2 sınıfta kategorize edebiliriz. İlki genetik ikincisi ise çevresel faktörlerdir. Ailesinde kanser ve özellikle kalın bağırsak kanseri vakası bulunanlar risk altında olduğunu bilmeli ve 40-50 yaşından itibaren düzenli olarak tarama yaptırmalı. Öte yandan yüksek kalorili, yüksek proteinli, liften fakir, kızarmış ve konserve edilmiş yiyecekler bağırsak fonksiyonlarını olumsuz etkiler. Bu nedenle günlük diyette taze sebze ve meyveyle, lifli gıdalara daha fazla yer açılmalı. Bol su tüketmeye özen gösterilmeli, mutlaka spor yapılmalı. 

Kolon (Kalın Bağırsak) Kanseri Riskini Nasıl Ortadan Kaldırabiliriz?

Kalın bağırsak kanseri riskini ortadan kaldıramayız, ancak azaltabiliriz. İlk başta yediklerimiz kanser oluşumuyla yakın ilişki gösteriyor. Bol kalorili, bol proteinli, bol yağlı, lifli gıdalardan fakir, kızartılmış gıdalar kalın bağırsak kanseri oluşumunu tetikleyebiliyor. Sözgelimi toplumlarda et tüketme miktarı ile kalın bağırsak sıklığı arasında bilimsel olarak gösterişmiş yakın bir korelasyon var. Hareketsiz yaşam ve obezite kalın bağırsak kanseri ihtimalini arttırıyor. Alkol ve sigara kullanımı diğer birçok olumsuz etkilerinin yanı sıra kalın bağırsak kanseri olasılığını da arttırıyor. 

Kolon (Kalın Bağırsak) Kanserinde Tedavi Nasıl Uygulanır? 

Kalın bağırsak kanserinin tedavisi sadece genel cerrah veya onkoloji uzmanının değil, multidisipliner bir ekibin yapacağı bir tedavidir. Tanı alan hastada çeşitli görüntüleme yöntemleriyle evreleme yapılır. Çeşitli evrelerde değişik tedavi argümanları ön plana çıkar, ancak cerrahi hastaların büyük bir kısmında en önemli silahımızdır. Öyle ki; cerrahın tecrübesinin kendi başına hastanın sağ kalımını etkileyen bir faktör olarak altı çizilmesi gerekir. Rektumda, yani makatın üzerindeki son 15 cm’de yer alan tümörlerde sıklıkla ameliyat öncesi radyoterapi verilmesi gerekebilir. Bu durumda radyoterapiyi ameliyattan sonraya ötelememek gereklidir, çünkü bu uygulama tümörü küçülterek cerrahinin başarısını arttırmaktadır. Son yıllardaki en önemli gelişme laparoskopik (kapalı) veya robotik yöntemle yapılan ameliyatlardır. Bu yöntemde hastanın kanında büyük bir kesi yapmak yerine birkaç delik delerek operasyon tamamlanır. Laparoskopik veya robotik cerrahi deyince bu uygulamanın daha çok estetiğe yönelik endişeler nedeniyle yapıldığına dair yanlış bir düşünce var. Şüphesiz bu da önemli bir faktör. Ancak laparoskopik veya robotik cerrahi açık yönteme göre çok değişik açılardan avantaj taşıyor. Hastanın ağrısı azalıyor, daha az kanamaya yol açıyor, solunum fonksiyonlarını daha az etkiliyor, hastanın bir an önce normal yaşantısına devam etmesini sağlıyor, hatta hasta kemoterapiyi daha erken almaya başlayabiliyor. Ancak bu avantajların en önemlisi laparoskopik veya robotik cerrahinin hastada ameliyatın oluşturabileceği komplikasyonların olasılığını azaltması, çünkü daha az invaziv bir işlem. Bu özellikle yaşlı, obezite, diyabet gibi yandaş hastalığı olan kişilerde daha da önem kazanıyor. Öte yandan hastanın onkolojik olarak cerrahi kalitesini olumsuz etkilemiyor. 

Kolon (Kalın Bağırsak) Kanseri Tedavisinde Başarı Oranı Nedir? 

Erken dönemde teşhis edilen kalın bağırsak kanserinde tedavi hem daha kolay hem de başarı olasılığı daha yüksektir. Kalın bağırsak kanserinin tedavisinde diğer kanserlere oranla daha başarılıyız. Tüm evreler dikkate alınınca hastalarımızın yarıdan fazlası 10 yıldan fazla yaşıyor. Bu nedenle hastalarımız umutsuzluğa kapılmasınlar, çünkü moral çok önemli. Hem tedaviye uyumu arttırıyor, hem de yaşanılan süreyi daha kaliteli kılıyor.

Medipol Mega Üniversite Hastanesi
Prof. Dr. Mustafa ÖNCEL
Onkolojik (Kanser)Cerrahisi / Genel Cerrahi
12 Mart 2020