Sitede Ara

{%= Interview.Title %}

Migren tüm dünyada sıklıkla görülen beynin ağrılı hastalığıdır. Ortalama her 4-5 kadında ve her 8-10 erkek de görülmektedir. Ağrılar genellikle tak taraflı zonklayıcı şiddettedir. Bulantı ve/veya kusma eşlik edebilir. Işık, ses ve koku hassasiyetinden biri ya da birkaçı olabilir. Genellikle kişiyi günlük yaşantıdan koparan yürümek, merdiven çıkmak ve baş hareketleri ağrının şiddetlenmesine neden olur. Bu yüzden hastalar genelde sessiz loş bir odada yatıp istirahat ederek ağrılarının geçmesini beklerler. Başı sıkmak (örneğin tülbent ile) ve soğuk tatbik uygulamak geleneksel ve işe yarayan yöntemlerdir. Migren genetik yatkınlığı olan kişilerde beyin sapında ağrıya duyarlı çekirdeklerin herhangi bir nedenden dolayı uyarılması ve ağrı üretmesinden kaynaklanır. Bu uyarı başın çevresindeki damarların genişlemesine ve ağrı üreten çeşitli kimyasalların salgılanmasına neden olur. Başın çevresinde steril bir inflamasyon (yangı) oluşur. Bu da özellikle kaş üstü (frontal) şakak bölgesinde ve ensede zonklayıcı ağrılara sebebiyet verir. Ağrılar yüze damağa boyuna hatta vücuda yayılabilir. Hastaların yarıya yakınında prodromal belirtiler denen atak öncesi çeşitli bulguları olur. Sersemlik, dengesizlik hissi, sık idrara gitme, kelime bulma güçlüğü, başta uyuşmalar, yorgunluk, halsizlik, esneme, tatlı isteği, kaslarda gerginlik, ensede sertlik sinirlilik bunlardan bazılarıdır. Bu belirtiler hastadan hastaya değişmekle beraber hasta yakın zamanda ağrısının başlayacağını hissetmektedir. Prodromal belirtiler ortaya çıkışı 1 güne kadar uzayabilir ve hasta ağrı kesici alarak baş ağrısının gelmesini bu dönemde bazen durdurabilir. Beş hastadan birinde ağrıdan hemen öncesinde aura dediğimiz bulgular ortaya çıkabilir. Genellikle görsel auralarla karşılaşırız. Genellikle yarım saat içinde görsel şikayetler geçer ve arkasından ağrı gelir. Duyusal şikayetler ve uyuşma, karıncalanmalar da olabilir. Bazen baş ağrısı ile beraber baş dönmesi, konuşma bozukluğu, kulak çınlaması, çift görme gibi şikayetler de eşlik edebilir. Baş ağrısı olmadan da çeşitli auralarla giden bir takım ataklar vardır ki bu da tanı karmaşasına sebebiyet verebilir. Migren ataklarınızı bazı şeyler tetikleyebilir. En sık karşılaşılan strestir. Yine bazı yiyecekler tetikleyici olabilmektedir. Özellikle kokulu peynir çeşitleri, çikolata, soğan sarımsak, kuruyemiş, gazlı içecekler, şarküteri ürünleri bazı katkılı gıdalar ilaçlar (bazı kalp ilaçları, doğum kontrol hapları vb.) 

Migren hastaları genellikle tetikleyici yiyecekler nelerse bunları çözerek bunlardan uzak dururlar. Herkese diyet programı vermeye gerek yoktur. Uyku düzeni bozukluğu, yüksek rakım, hava durumu değişiklikleri (lodos, ayaz vb.) tetikleyici olabilmektedir. Hastalara belli bir düzen içinde yaşamaları öğütlenir. Bazen migren kötü seyreder ve ataklar çok sıklaşır. Eğer Son üç aydır ayın en az yarısını ağrılı geçiriyorsanız ve bu ağrılı günlerin en az yarısı (7-8 gün) migrenöz karakterde ise bu duruma kronik migren denir. Ciddi ve uzun süreli tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Eğer bu ağrılarınız sıklaşmaya başladıysa ve her ağrıda ağrı kesici alıyorsanız bu kötüye gidiş demektir. Aylık ağrı kesici alımı 4-5 tb geçiyorsa ağrılarınız kronikleşmeye başlıyor demektir. Ayrıca ağrı kesiciler günlük olarak işe yarayabilirler fakat fazla alınca ağrı eşiğini daha çok düşürüp sonraki günlerde daha sık baş ağrısına sebebiyet verirler. Bu duruma ilaç aşırı kullanımı baş ağrısı denmektedir. Tedavi açısından düşünüldüğünde ağrı atakları sırasında kullanılacak ağrı kesiciler olduğu gibi çok sık atak yaşayan ve ağrıları uzun süren hastalar için düzenli ilaç tedavileri de ağrıların sıklığı ve şiddeti azaltılabilmektedir. Yaşa, cinsiyete, ek hastalıklara ve şikayetlere göre ilaç tercihi değişmektedir.

Migren ve diğer baş ağrılarında girişimsel tedaviler son yıllarda ön plana çıkmaya başladı. Nöralterepi, mezoterapi , akupunktur, botox tedavileri de hastaya göre uygulayabilmekteyiz. 
Migren zannedildiği gibi ergenlik döneminden sonra ortaya çıkan bir rahatsızlık değil aksine çocukluk döneminde dahi başlayabilmektedir. Çocukluk dönemindeki ağırı atakları klasik migrenden farklı olduğu için ve çocuk kendini çok anlatamadığı için tanı atlanabilmektedir. Ağrılar genellikle kısa süreli bilateral frontal ağırlıklı gider. Ama çocuğun birden ağlaması, kendini oyundan çekip arkadaşlarından soyutlaması bize uyarıcı olabilir. Baş dönmesi karın ağrısı kusma atakları yaşayan çocukta sık taşıt tutması olan gece uyku bozukluğu olan çocuklarda daha sık gözlenir. Çocukluk migrenlerinde tetikleyiciler sıktır.  Çocuğun yeme-içme ve uyku düzeni sağlandığında çoğunlukla ağrı atakları kontrol altına alınır. Bazen belli bir süre kullanılabilecek ilaç tedavileri önerebilmekteyiz.   

Medipol Sağlık Grubu Özel Nisa Hastanesi
Uzm. Dr. İsmet Üstün
Nöroloji Uzmanı
30 Temmuz 2020