Sitede Ara

Yürüyemez hale getiren ve geçmeyen ağrılarından algoloji tedavisiyle kurtuldu

Yürüyemez hale getiren ve geçmeyen ağrılarından algoloji tedavisiyle kurtuldu

Şiddetli bel ve diz ağrıları nedeniyle yürüyemez hale gelen 66 yaşındaki Sacide Ulubilir, Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden Prof. Dr. Hacı Ahmet Alıcı'nın uyguladığı algoloji tedavisi sayesinde 8 yıl süren ağrılarından kurtuldu.

Ulubilir'in kanal darlığı tespit edilen belindeki ağrılar tetik nokta enjeksiyonu, kireçlenme nedeniyle dizlerinde görülen ağrılar ise ozon tedavisiyle kısa sürede giderildi. 8 yıldır süren ve çare bulunamayan ağrıları nedeniyle yürüyemez hale gelen 66 yaşındaki Ulubilir, artık rahatça hareket edebiliyor ve yürüyebiliyor.

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Algoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Hacı Ahmet Alıcı, algolojinin; önemli bir bilim dalı olduğunu ve "ağrı bilim dalı" manasına geldiğini söyledi.

Algolojinin, nedeni bilinmeyen ağrılar ve kanser ağrıları başta olmak üzere vücuttaki tüm ağrılarla ilgilendiğini ifade eden Alıcı, özellikle diğer bilim dallarının baş edemediği veya ameliyat olmak istemeyen hastaların ağrılarının bu bilim dalıyla tedavi edildiğini anlattı.

Alıcı, algolojinin en çok kanser ağrılarıyla ilgilendiğini ve kendileri dışında bu ağrı türünü tedavi eden bilim dalı bulunmadığını kaydederek, baş, boyun, omuz, kol, gövde, bel, diz ve kalça ağrı şikayetlerinin de kendilerine sık geldiğini söyledi.

Her yıl algoloji ordusuna yeni hekimler katıldığını aktaran Alıcı, halihazırda Türkiye genelinde algoloji uzmanı sayısının 300 olduğunun tahmin edildiğini bildirdi.

Bel ağrısı vakalarıyla da sık sık karşılaştıklarını ifade eden Alıcı, Sacide Ulubilir'in kendilerine geldiğinde bel ve diz ağrılarından şikayet ettiğini anlattı.

Ulubilir'in belinde kanal darlığı, dizlerinde kireçlenme olduğunu gördüklerini dile getiren Alıcı, "66 yaşındaki teyzemiz birçok hekime de gitmiş. Ortopediye gidiyor, fizik tedavi görüyor ancak ağrıları geçmiyor. Bu arada halk arasında kulunç dediğimiz miyofasyal tespit ettik. Halbuki bu ağrı, Türk toplumunun yüzde 1-2 oranında bulunuyor." diye konuştu.

YILLARCA SÜREN BEL AĞRILARININ YÜZDE 70'İ 3 SEANSTA GEÇTİ

Prof. Dr. Alıcı, Sacide Ulubilir'in daha önce çok sayıda hekime gittiğini, hastanın kendilerine yürüyemez halde geldiğini söyledi.

Böyle durumlarda ilk olarak en basit tedavi yöntemlerini uygulamanın iyi bir başlangıç olacağını ifade eden Alıcı, sözlerini şöyle sürdürdü: "İlk önce o kulunç dediğimiz bel ağrıları için tetik nokta enjeksiyonu yaptık. 3 seansta ağrılarının yüzde 70'i geçti. Rahat yürümeye ve ayakta durmaya başladı. Şu anda 4 ay geçti ve herhangi bir şikayeti yok. Bu minimal invaziv bir yöntemdir. Burada sadece biz lokal anestezi uyguladık. Diz ağrıları için protez önerilmişti. Biz ise hem sağ hem de sol dizine ozon tedavisi uyguladık. Bu tür ağrılar için pop ve radyofrekans tedavi yöntemleri de uygulanabilir ancak biz en basitini uygulamak istedik."

Alıcı, hastanın şu anda rahatlıkla yürüyebildiğini belirterek, "Kendisine diz içerisine ozon verdik. İğne ile belirli bir oranda düzenli bir şekilde vermeye devam ettik. Hastamızda 3 seansta bir dizinde ağrıları kayboldu. Genelde 3 ya da 5 seans yapıyoruz. Ozonun hiçbir yan etkisi yoktur." dedi.

ALGOLOJİDE BAŞARILI TEDAVİ ORANI YÜZDE 70'TEN AŞAĞI DEĞİL

Prof. Dr. Hacı Ahmet Alıcı, kaynağı belirsiz veya diğer ağrıların geçmesi için uygulanan tedavi yöntemlerinin başarı oranına değinerek, şunları kaydetti: "Ağrı, hastaların kaderi değildir. Bunu özellikle kanser hastaları için söylüyorum. Vatandaşlarımız, kesinlikle ağrı çekmesin, algologlara müracaat edebilirler. Ağrılar ya ilaçla ya da minimal invaziv dediğimiz girişimsel yöntemlerle kesilebilir. Algolojiye başvuran vakaların yüzde 80-90'ına müdahale ediliyor. Algolojide başarı oranı yüzde 70'lerden aşağı değil. Burada başarı oranı yakalamak için ağrının kronikleşmemiş olması gerekiyor."

Alıcı, her 10 kişiden yaklaşık 8'inin hayatının bir döneminde mutlaka bel ağrısıyla karşılaştığını belirterek, "Toplumun şu an yüzde 30'unda bel ağrısı bulunuyor. Genelde bel ağrıları deyince fıtık akla gelir. Sonuç yoğunlukla fıtık ameliyatı gibi görünse de biz ameliyat olmadan ağrıları çözmeye çalışırız. Bazen fıtık olmadan bel ağrılarına rastlıyoruz. İşte bu, stres ve travma kaynaklı olabiliyor. Ameliyat son çaredir. Fakat hastada motor kaybı, idrar kaçırma, ayaklarını basamaz hale gelme durumlarında ameliyat olması gerekir. Bu gibi durumların dışında bize rahatlıkla başvurabilir." şeklinde konuştu.

Diğer branşların tedavi edemediği bütün ağrılı hastalar veya ameliyat endikasyonu olmayan hastaların kendilerine başvurabileceğini aktaran Alıcı, "Kliniğimizde ilaç tedavisi yanında her türlü enjeksiyon, sinir blokları, radyofrekans tedavi, epiduroskopi ve birçok girişimsel işlem yapılmaktadır." dedi.

DOKTORLAR 'AMELİYAT' DEDİ, BURAYA GELDİM VE AĞRILARIMDAN KURTULDUM

Geçmeyen bel ve diz ağrıları sebebiyle yürüyemez hale gelen Sacide Ulubilir de ağrılarının 8 yıldır sürdüğünü, belinde başlayan ağrıların daha sonra dizlerinde görüldüğünü söyledi.

Bu ağrılar başladığında farklı doktorlara gittiğini ve şifa aradığını dile getiren Ulubilir, "Ağrılarım nedeniyle yürüyemiyor, eğilip doğrulamıyor ve işlerimi halledemiyordum. Epey doktor dolaştım. En sonunda hocama geldim." dedi.

Doktorların kendisine ameliyat olması gerektiğini söylediğini aktaran Ulubilir, şunları kaydetti: "Yaşım nedeniyle ameliyatı kabul etmedim. Daha sonra Hacı Ahmet hocama başvurdum. Burada uygulanan tedavilerle artık bel ağrım olmuyor. Eğiliyorum, doğruluyorum artık bir şikayetim yok. Diz ağrılarım nedeniyle tedavilerim sürüyor. 8 yıl boyunca çektiğim ağrılar 5 aylık tedaviyle iyileşti. Eskiye göre rahat yürüyorum, hareket ediyorum. Bel ağrılarım kesildi. Artık yaşam kalitem yükseldi ve çok mutluyum. Diz ağrılarım da yüksek oranda azaldı. Onun tedavisi de bitmek üzere..."


25 Aralık 2019, Çarşamba