Sitede Ara

{%= Faq.Title %}
Egzama olarak da adlandırılan atopik dermatit, bahar aylarında alerjik renit ve astım hastalığı ile ilişki gösterir. Polen salınımının fazla olduğu bahar ve yaz aylarında atopik dermatit bulgularının da arttığını unutmayın!


Atopik dermatit sıklıkla çocukluk çağında görülen ancak erişkinleri de etkileyebilen kronik bir deri hastalığıdır. Atopik dermatitin tipik deri bulguları ciltte kuruluk, pullanma, kızarıklık, sulantı olup hastaların en önemli şikâyeti kaşıntıdır. Hastalık alevlenme ve düzelme periyotlarından oluşan bir seyir izler. Genetik benzerlik nedeniyle aynı aile bireylerinde atopik dermatit görülebilir ancak hastalık kesinlikle bulaşıcı değildir. Atopik dermatit, hastanın yaşı ve lezyonların lokalizasyonuna göre 3 evreye ayrılır: İnfantil dönem, çocukluk dönemi ve erişkin dönem. İnfantil dönem atopik dermatit, doğumdan sonraki ilk 6 aylık zaman diliminde ortaya çıkar. Lezyonlar yanaklar, alın veya saçlı deride başlayıp gövde, kol ve bacakların dış yüzlerine yayılır. Kızarıklık, şiddetli kaşıntı, sulantı, kabartı, kabuklanma gözlenebilir. Çocukluk çağı atopik dermatiti, infantil dönemi takip edebilir ve sıklıkla 2 yaşından sonra ortaya çıkar. Lezyonlar karakteristik olarak bilekler, el, ayak, antekubital ve kıvrım bölgeleri, göz ve ağız çevresinde lokalizedir. Atopik dermatit nedenleri arasında genetik, immünolojik ve çevresel faktörler yer almaktadır. Atakların ilk hangi faktörle tetiklendiği tam olarak bilinmezken, hastalık gelişimindeki kilit olay epidermal bariyer fonksiyonun bozulmasıdır. Epidermal ve immünolojik (deri ve bağışıklık sistemiyle ilgili) proteinleri kodlayan birçok gende bozukluk tanımlanmış olup filaggrin gen mutasyonu bunlar arasında en iyi bilinenlerindendir.

ÇOCUKLARI ETKİLİYOR
Filaggrinin ana görevi deri yapıtaşlarının bir arada tutulması ve derinin su bağlamasıdır. Filaggrinin genetik veya edinsel olarak fonksiyonunu kaybetmesi ve azalması, epidermal bariyerin bozulmasına neden olur. Atopik dermatitte bozulmuş bariyer fonksiyonu sonrasında transepidermal su kaybı ve alerjenlerin deriye girişi artar, inflamasyon ve duyarlanma tetiklenir. Atopik dermatit dünyadaki birçok ülkede çocukların % 20’sinden fazlasını etkilemektedir. Atopik dermatit sıklığının son yıllarda giderek artması, genetik ve immünolojik faktörlerin yanında değişen yaşam tarzı, beslenme ve çevresel faktörlerin de hastalığın gelişiminde rol aldığını işaret etmektedir. Atopik dermatit ataklarını tetikleyen faktörler arasında başlıca ısı ve iklim değişiklikleri, nemsiz ortam, terleme artışı, sabun/deterjan teması, stres, sentetik çamaşırlar, parfümler, enfeksiyonlar ve polenler bulunur.

BANYODAN HEMEN SONRA NEMLENDİRİCİ
Atopik dermatit tanılı hastaların çoğunda bulgularının en fazla arttığı mevsim soğuk ve kuru kış aylarıdır. Atopik dermatitin bahar aylarında artışı ile ilgili kesin bir ilişki bulunmasa da özellikle astım, rinit gibi hastalıkları bulunan alerjik bireylerde, polen salınımının fazla olduğu bahar ve yaz aylarında atopik dermatit bulgularının da arttığı gözlenmiştir. Bozulmuş cilt bariyeriyle temas eden aeroalerjenlerin hastalık şiddetini arttırdığı düşünülmektedir. Mevsim değişimiyle beraber değişen günlük aktivitelerin de (spor, açık havada yürüyüş, yüzme, hayvan teması) hastalık şiddeti üzerinde etkisi bulunmaktadır. Atopik dermatit tedavisinde ana hedef kaşıntının azaltılmasıdır. Cildin uygun ürünler ile düzenli olarak nemlendirilmesi tedavinin en önemli basamağıdır. Nemlendirici kullanımı günde en az 2 kez olmalı ve özellikle banyo yapıldıktan hemen sonra uygulanması gerektiği unutulmamalıdır. Ataklar sırasında lezyonlu bölgelere topikal steroid veya immunmodülatuar krem/ pomad uygulanmakta, kaşıntı hissini baskılamak için antihistaminik ilaçlar verilmektedir. Daha dirençli hastalarda fototerapi, kısa süreli oral steroid veya immunsupresif tedavi uygulanabilir. Tedavide diğer bir önemli nokta da hastalık ataklarını tetikleyebilecek faktörlerden uzak durmaktır.