Sitede Ara

Karaciğer nakli, karaciğerde fazla sayıda tümürü olan veya çapı 10 cm’ye kadar büyümüş olan tümörlerde bile başarıyla uygulanabiliyor. Nakil sonucunda sağkalım oranları da artmış oluyor.

Karaciğerde görülen tümörlerin büyük bir kısmı diğer organlarda başlamış olan kanserin (mide, ince ve kalın bağırsak, pankreas, meme, akciğer gibi) karaciğere yayılması şeklinde karşımıza gelir. Karaciğerin kendi tümörleri tüm tümörlerin %10’u kadardır. Dünyada her yıl yaklaşık bir milyon insan karaciğer kanseri tanısı almaktadır ve yaklaşık 600 bin kişi bu kanserden ölmektedir. Karaciğer kanserlerinin nedenlerinin %80’i siroz (hepatit B, C daha fazla olmak üzere tüm siroz nedenleri), genetik geçişli bazı hastalıklar, metabolik hastalıklar (hemokromatozis, Wilson hastalığı) ve zehirli maddeler (aflatoksin, vinil) olarak sıralayabiliriz. Karaciğer kanseri, yorgunluk, iştahsızlık, kilo kaybı, karnın sağ üst tarafındaki ağrılar gibi belirtilerle ortaya çıkar. Öte yandan kronik karaciğer hastalığı olduğu bilinen kişilerde genel durumun birden bozulması halinde mutlaka gelişmekte olan karaciğer tümörü akla getirilmelidir. Özellikle risk altındaki hastalar (özellikle sirozlu hastalar) en ucuz ve kolay uygulanan ultrasonografi ile takibe alınmalıdır. Ayrıca bilgisayarlı tomografi, MR, anjiografi ve AFP tayini yapılabilir. AFP takibi sirozu olan hastalarda erken evrelerde tümör saptanmasına yardımcı olan önemli parametredir. Unutulmamalı ki risk altındaki kronik karaciğer hastalığı olan bireylerin AFP ve USG ile takibi erken tanının konulmasında en önemli yaklaşımlardır. Tedavi edilmeyen karaciğer kanserinin sonuçları çok kötüdür. Semptomatik hale geçen tümörlerin %80’i cerrahi olarak çıkarılabilecek olma şansını kaybetmiştir. Cerrahi olarak çıkarılabilen tümörlerde ortalama sağkalım 25 ay iken hiçbir tedavi yapılamayan hastalar genellikle 6-9 ay içinde kaybedilir. Karaciğer nakli sonrası ise evresine bağlı değişmekle birlikte %70 civarında 3 yıldan daha uzun sağkalım elde edildiği görülmüştür. EN İYİ YÖNTEM KARACİĞER NAKLİ Cerrahi olarak kanserin çıkarılabilmesi için iki önemli faktör; kanserin karaciğer içinde sınırlı olması yani başka bir organa sıçramaması ve karaciğer hastalığının evresidir. Başka bir organa sıçramış karaciğer kanseri cerrahi tedavi şansını kaybetmiştir. Karaciğer hastalığının erken evrelerinde kanserin sayısı ve çapı uygun ise cerrahi olarak çıkarma ilk basamakta uygulanır. Bunun en önemli dezavantajı tümörün yüksek tekrar etme riskidir. Cerrahi rezeksiyona uygun olmayan özellikle sirozu olan kişilerde tümöre sebep olan hastalığı da tedavi ettiği için karaciğer nakli ilk tercih olarak uygulanmaktadır. Tedavide en yüz güldürücü sonuçlar karaciğer nakli ile elde edilmiştir. Karaciğer nakli, günümüzde karaciğerde fazla sayıda tümürü olan veya çapı 10 cm’ye kadar büyümüş olan tümörlerde bile başarıyla uygulanabiliyor. Nakil için en önemli şart tümörün karaciğer içinde sınırlı olmasıdır. Sayı ve çap günümüzde nerede ise önemini yitirmiştir.  Karaciğer naklinin ileri evre tümörlerde bile uzun zaman sağkalım sağladığı görülmüştür. Başka bir organdan karaciğere sıçrayan nöroendokrin tümörlerde de eğer ana hastalık kontrol altına alınabiliyor ise sayısına bakılmaksızın karaciğer nakli yapılması oldukça uzun sağkalım ile sonuçlanmaktadır. Karaciğer tümörü saptanan hastaların bünyesinde karaciğer nakli dahil tüm tedavi yöntemlerini uygulayabilen merkezlere yönlendirilmeleri bu hastalara daha sağlıklı ve daha uzun bir ömür sağlama yolunda en önemli adımdır.  Karaciğer nakli ve cerrahi çıkarıma uygun olmayan hastalarda hepatik arter kemoembolizasyonu (HACE), radyofrekans ablasyon (RF) ve alkol enjeksiyonu gibi radyolojik yöntemler hastanın sağkalım süresini uzatmak için yapılan diğer girişimlerdir. Özetle, geçmişte tanı alındığında hastanızın çok az ömrü kaldı denilen karaciğer tümörlü hastalarda değişik tedavi yöntemleri ile uzun dönem sağkalım elde etmek mümkündür.

PROF. DR. SİNASİ SEVMİŞ