Sitede Ara

TİROİD HORMONU; Hayatın devamlılığı ona bağlı

Vücut dengemiz için vazgeçilmez olan, hayatın devamlılığını sağlayan tiroid bezinde çıkan nodüller sizi korkutmasın. Çünkü her tiroid nodülü kanser değildir.


Tiroid bezi boynun ön kısmında nefes borusunun hemen önünde kelebek şeklinde bulunan bir iç salgı bezidir. Sağ ve sol lobu ve arasında istmus olarak isimlendirilen bir köprü bulunur. Ortalama yirmi gram ağırlığında olup salgıladığı tiroid hormonu ile hayatın devamlılığını sağlar. Büyüme, gelişme, metabolizmanın devamı, enerji üretimi ve tüketiminin kontrolü, diğer hormonların maksimum etki göstermeleri ile vücuttaki tüm sistemlerin normal çalışmasındaki etkiye sahiptir. Tiroid nodülleri, tiroid bezi içindeki oluşan yumrulardır. Tiroid bezinin herhangi bir nedenden büyümesine guatr, bez içerisindeki oluşan şişlikler ise nodül olarak isimlendirilir. Yetişkinlerde muayene ile yaklaşık % 3-8 oranında nodüllere rastlanır. Ultrasonografik görüntüleme yöntemleriyle toplumun % 50’sinden fazlasında nodül tesbit edilmektedir. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. Hatta üç kadından birinde bulunur diyebiliriz. Hastaların önemli bir kısmında nodüllere bağlı semptom yoktur. Bir kısmında boyun bölgesinde şişlik ele gelebilir veya görülebilir. Bu şekilde kozmezisi bozabilir. Nadir olarak nefes darlığı ve yutkunmada zorluğa neden olabilir.

NODÜLLER HIZLI BÜYÜRSE...
Ayrıca tek bir nodül olabileceği gibi çok sayıda da olabilir. Tiroid nodülleri üç açıdan önemlidir. Birincisi ve en önemlisi nodülün kanser olup olmadığı, ikincisi nodülün hormon salgılaması, üçüncüsü ise soluk borusuna bası bulgusunun olup olmadığıdır. Nodüllerin yaklaşık %5’inde kanser riski vardır. Ailede tiroid kanseri olması, 20 yaş altı ve 70 yaş üstü, erkek cinsiyet, ses kısıklığı, boyuna önceden radyasyon alması, nodülun sert olması, hızlı büyümesi, eşlik eden lenf nodları olması kanser riskini arttırmaktadır. İlk yapılması gereken muayene ile birlikte tiroid ultrasonografisidir. İçinin sıvı veya doku ile (kistik, solid) olup olmaması, kireçlenme (kalsifikasyon), şeklinin durumu, büyümesi kesin tanıya dair bilgiler vermektedir. Bu bilgiler eşliğinde o nodülün kanser riski taşıyıp taşımadığına kanaat getirilir. Öte yandan, ultrasonelastografi ile nodülün sertliği konusunda bilgi alınarak ek değerlendirilmesi yapılabilmektedir. Tiroid sintgirafisi günümüzde tiroid hormon fazlalığı olan durumlarda tercih edilmektedir.

SON YILLARDA ARTIŞ VAR
Peki, biyopsi hangi durumlarda gereklidir? Bir santimin üstündeki tüm nodüllere biyopsi yapılmalıdır. Bir santimden küçük ve ultrasonografik olarak şüpheli bulguları varsa o nodülden de biyopsi yapılmalıdır. Biyopsi iğne ile (ince iğne biyopsisi ) yapılır. Bu şekilde elde edilen hücreler değerlendirilir ve kanser değilse gereksiz ameliyattan kaçınılmış olunur. Tüm kanserlerdeki gibi tiroid kanserinde de son yıllarda bir artış gözlenmektedir. Eğer tiroid kanseri tespit edilirse tiroid bezini tamamen alarak tedavisine başlıyoruz. Sonrasında atom tedavisi olarak bilinen radyoaktif iyot tedavisi veriyoruz. Ayrıca, tiroid bezi tamamen alındığından hormonal fonksiyonları için hastamıza hayat boyu kullanacağı tiroid hormon ilacına başlamaktayız. Eğer nodülde şüphe var ve biyopsi ile kesin teşhis konamazsa ilk önce şüpheli lobu yani o taraf tiroid bezini alıyoruz. O bölgede kanser varsa tiroidin tamamını alıyoruz. Kanser tespit edilmediği sürece diğer tarafı kurtarmış ve hormon tedavisi gereğini ortadan kaldırmış oluyoruz. Her ameliyatta olduğu gibi bu ameliyatın da kendine göre riskleri mevcuttur. Bunlar çok düşük oranlarda görüldüğü gibi kanama, ses kısıklığı, nefes alamama, kalsiyum düşüklüğüdür (hipokalsemi). Artık tecrübeli ellerde ileri teknolojik cihazları da kullanarak bu riskleri daha da aşağılara çekmekteyiz. Ameliyat esnasında sinir monitorizasyonu ile ses kısıklığı, nefes alamamaya neden olan sinir yaralanmalarını da en alt seviyeye indirmekteyiz. Özetle, deneyim ve ileri teknoloji aletleri kullanarak ameliyatlarımızı önceki yıllara göre daha güvenli ve daha kısa sürede bitirmekteyiz.