Sitede Ara

Radyoloji görüntüleme yöntemleri hastalıkların tanı ve tedavisini sağlayan bir bilim dalı olarak 1895 yılında X ışınlarının keşfedilmesi ile başladı. 

Günümüzde X ışınlarını kullanarak görüntü elde eden röntgen cihazları, bilgisayarlı tomografi (BT), mamografi, floroskopi, ses dalgaları ile çalışan ultrasonografi (US) ve büyük bir mıknatıs olan ve radyo dalgaları ile çalışan manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve anjiyografi cihazları hastalıkların tanısında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Radyoloji Bölümü Görüntüleme Cihazları

  • Dijital Röntgen
  • Dijital Mamografi
  • Dijital Floroskopi
  • Ultrasonografi ve Doppler
  • Dijital Anjiyografi (DSA)
  • Kemik Mineral Dansitometre
  • 16 Kesitli Bilgisayarlı Tomografi
  • 256 Kesitli Bilgisayarlı Tomografi
  • 3 Tesla Manyetik Rezonans Görüntüleme
  • 1.5 Tesla Manyetik Rezonans Görüntüleme
  • PACS (Görüntü arşivleme ve iletişim sistemi)

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG)

Manyetik rezonans görüntüleme cihazı organların, yumuşak dokuların, kemiklerin ve diğer tüm iç yapıların görüntülerini oluşturmak için güçlü bir manyetik alan ve radyo dalgaları kullanır. Radyasyon içermemekte olup hastaya herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Bölümümüzde 3-Tesla Philips Achieva ve 1,5-Tesla Philips Ingenia olmak uzere iki adet MR cihazı bulunmaktadır ve bu cihazlarda 7 gün 24 saat aralıksız çekim yapılmaktadır.

MRG tetkik süresi inceleme yapılan bölgeye, bölge sayısına, konulan ön tanıya göre değişiklik gösterip 5 dk. ile 45 dk. arasında değişmektedir. Ayrıca gerek görülen bazı durumlarda görüntü kalitesini iyileştirmek ve tanının güvenilirliğini artırmak için inceleme esnasında toplar damardan kontrast madde verilerek kontrastlı çekim yapılabilmektedir.

MRG yumuşak doku çözünürlülüğü en yüksek görüntüleme yöntemi olması nedeniyle özellikle yumuşak dokuların görüntülemesinde kullanılır. Sporcu yaralanmalarında, kas iskelet sistemi, özellikle menisküs, bel fıtığı gibi rahatsızlıkların tespitinde ve her türlü nörolojik hastalıkların değerlendirilmesinde sıkça kullanılmaktadır. Rutinde sıklıkla kullanılan beyin, boyun, omurga, toraks, batın, kas-iskelet gibi MRG tekiklerinin yanı sıra kardiyak MRG, prostat MRG, difüzyon MRG, perfüzyon MRG, MR defakografive MR spektroskopi gibi ileri MR görüntüleme tetkikleri yapılabilmektedir. MR anjiyografi ile gerek kontrastlı, gerekse kontrast kullanmadan vücut damarlarının görüntülenmesi mümkündür. Kardiyak MR kalp zarının, kalp odacıklarının, kapaklarının, kalp adalesinin, kalpten çıkan büyük atardamarların yapısını ve bazı koroner arter hastalıklarını (şimdilik sadece ana dallara ait olanları) son derece kolay ve herhangi bir ilaç veya işlem yapma gereksinimi olmadan ortaya koyan görüntüleme yöntemidir. İşlem süresi 45 dakika civarındadır ve herhangi bir ön hazırlık gerektirmez.

MRG’nin canlı organizma üzerinde şu ana kadar kanıtlanmış herhangi bir zararı yoktur. 

Buna gebeler de dahildir. Ancak yine de organ gelişiminin gerçekleştiği gebeliğin ilk üç ayında MRG çekimi önerilmez. Mutlak tıbbi gereklilik halinde ise hasta bilgilendirilerek çekim yapılabilir. MRG için ekstra bir hazırlığa gerek yoktur. Hastanın, MRG çekimi öncesinde, tıbbi geçmişi ile ilgili bir form doldurması ve imzalaması gerekmektedir. Ayrıca MRG odasına girmeden önce manyetik alandan etkilenebilecek saat, kredi kartı, cep telefonu, anahtar, kolye, küpe vb. malzemelerin çıkarılarak soyunma odalarında bırakılması zorunludur. En küçük bir hareketin MR görüntülerinde bozulmaya yol açması nedeniyle hastanın tetkik süresi boyunca hareketsiz kalması gereklidir.

İyonizan X ışınlarının kullanılmaması, hastanın pozisyonunu değiştirmeden istenilen her düzlemde görüntü alınabilmesi, yumuşak doku ayırt etme gücünün yüksek olması, kemiğe komşu yapıların çok iyi incelenmesi (kafa tabanı, beyin sapı, omurilik,eklemler), kan akımının kontrast madde kullanılmadan görüntülenebilmesi ve kullanılan kontrast maddenin iyotlu kontrast maddelerden daha emniyetli olması MRG’nin başlıca üstün özellikleridir. En önemli dezavantajı ise güçlü manyetik alanı nedeniyle kalp pili, nörostimulatör, koklear implant, göz içindeki manyetik yabancı cisimler ve eski ferromanyetik intrakraniyal anevrizma kliplerinin varlığında incelemenin yapılamamasıdır. Vücudunda mıknatıs ya da yabancı cisim bulunan, metal protez taşıyan, kalp pili kullanan, ateşli silah yaralanması geçirmiş olan kişilerin tetkik öncesi MRG teknisyenini bu konuda bilgilendirmesi hayati önem taşır. Kapalı yer korkusu (klostrofobi) olan hastalar MRG cihazının tüneline giremezler. Kapalı yer korkusu olan hastalarda, küçük çocuk - bebeklerde ve çekim odasında hareketsiz kalamayacak hastalarda MRG uyumlu anestezi cihazları yardımıyla güvenli ve kaliteli bir çekim yapılabilmektedir.

Bilgisayarlı Tomografi (BT)

Bilgisayarlı tomografi X ışını kullanılarak vücudun incelenen bölgesinin kesitsel görüntüsünü oluşturmaya yönelik radyolojik teşhis yöntemidir. BT’nin temeli röntgen cihazına dayanır. Bir vücut bölgesinin değişik açılardan çok sayıda iki boyutlu X ışını görüntüleri alınarak o bölgenin iç yapısının iki ve üç boyutlu görüntüsü elde edilir. BT tetkiki sırasında hasta BT cihazının masasında hareket etmeksizin yatar. X ışını kaynağı incelenecek hasta etrafında 360 derecelik bir dönüş hareketi gerçekleştirirken X ışını demetinin vücudu geçen kısmı detektörler tarafından saptanarak elde edilen veriler bir bilgisayar yardımıyla işlenir ve görüntüler oluşturulur. Oluşturulan dijital görüntüler bilgisayar ekranından izlenebilir. Ayrıca görüntüler film veya CD’ye aktarılabileceği gibi gerektiğinde tekrar bilgisayar ekranına getirmek üzere PACS’ta kalıcı olarak depolanır. Yapılacak incelemenin türüne bağlı olarak hastaya kol damarlarından kontrast madde enjekte edilebileceği gibi kontrast madde içmesi de istenebilir. Kontrast maddeler iyot içerdiği için bazı kişilerde allerjik reaksiyonlara neden olabilir. Hastanın inceleme öncesinde teknisyen ya da radyoloğa bu tür maddelere karşı daha önce allerjik bir reaksiyon gösterip göstermediğini ve eğer varsa başka maddelere karşı allerjisini bildirmesi gerekir. Yöntem olarak X ışını kullanıldığından radyasyon riski mevcuttur. Ancak hasta güvenliği için multislice teknolojisinde radyasyon dozu mümkün olduğunca en aza indirgenerek görüntü elde edilmektedir. X ışınları anne karnındaki bebeğe zarar verebileceğinden hamilelik şüphesi olan hastalar inceleme hazırlığına başlamadan evvel bu konuda doktora veya teknisyene bilgi vermelidir.

Bölümümüzde 256 kesitli Philips Brilliance iCT ve 16 kesitli Philips MX 16 BT cihazları bulunmaktadır. 256 kesitli BT tetkik suresini oldukça kısaltmakta ve çok daha detaylı görüntüler elde edilmesini saglamaktadır. Toraks, batın, boyun, beyin, omurga ve ekstremite görüntülemesinin yanı sıra anjiyografik görüntülerle beyin, boyun, akciğer, kalp ve batın gibi tüm vücut damarlarının görüntülenmesi hızlı bir şekilde yapılabilmektedir. Böylece klasik anjiyografiye genellikle ihtiyaç kalmadan damarsal problemlere tanı konması mümkün olmaktadır.

Gelişen teknolojinin sunduğu çok kesitli BT cihazları ile tetkikin hızı artmış ve cihazın oluşturduğu görüntülerin kesit kalınlıkları incelmiştir. Tek bir nefes tutma süresi olan 15-20 saniyede tüm vücut bölgesi 0,5 mm’lik dilimler halinde görüntülenmekte; aralıksız alınan kesitlerin bilgisayarda işlenmesiyle farklı planlarda kesitler, 3 boyutlu anatomi ve detay ortaya konabilmektedir. Tetkik hızının artışı sayesinde batın ve akciğer gibi nefes tutma gerektiren incelemelerde nefes tutma süresi kısalmaktadır. Kolay ulaşılabilir olması ve tetkik süresinin kısalığı nedeniyle radyolojide en çok kullanılan tanı yöntemlerinden biridir.

BT Kullanım Alanları

Acil Durumlar

Kısa sürede vücudun tüm bölgesini çok kesitli olarak görüntüleyebilmesinden dolayı özellikle travma hastalarında kırık ve organ yaralanmasında tercih edilir. Felç geçiren hastalarda tedaviye başlamadan önce beyin kanamasının var olup olmadığı BT ile ortaya konur. Hızlı gelişen solunum problemlerinde akciğer damar tıkanıklığını göstermede, ani gelişen dolaşım sistemi problemlerini ortaya koymada, apandisit gibi karın ağrılarının sebebini göstermede ve cerrahi sonrası gelişen komplikasyonların tanısında çok değerli bilgiler vermektedir.

Kanser

Akciğer kanseri en sık görülen ve en sık ölüme yol açan kanserdir. Sigara, KOAH, mesleki solunumsal hastalıklar gibi yüksek risk grubundaki hastalarda kanserin erken tanı ve tedavisi kritik öneme sahiptir. Akciğer tomografisi tümörün varlığının ve çevre yapılar ile olan ilşikisinin ortaya konması, lenf bezi büyümesi, tümörün diğer organlara yayılımının gösterilmesinde çok etkin ve değerli bir tanı metodudur. Kalın bağırsak, mide, safra yolları, karaciğer ve pankreas kanserleri de kanserden ölüm sıklığı sıralamasında ilk sıralarda yer almaktadır. BT ile kanserin varlığı, yakın ve uzak organlara yayılımı kolaylıkla tespit edilebilmektedir. Kanser yayılımı ve evresi hakkında elde edilecek bilgiler doktorları kansere yönelik uygulanacak tedavi konusunda yönlendirerek cerrahi tedavi, kemoterapi, RF ablasyon tedavisi, kemoembolizasyon, radyoterapi veya bunların belirli kombinasyonlarının kullanılıp kullanılmayacağıyla ilgili karar vermelerinde yardımcı olur. Özellikle sanal endoskopi ve sanal kolonoskopi gibi gelişen teknolojiler sayesinde yüksek riskli hastalarda tarama amaçlı ya da kolonoskopi gibi hastayı rahatsız edici işlemlerin alternatifi olarak giderek artan sıklıkla kullanılmaktadır.

Koroner BT Anjiyografi

256 kesitli BT cihazı ile hiçbir ön hazırlık gerektirmeden, katetersiz ve yalnızca bir nefes tutulum süresinde kalp damarları görüntülenebilmektedir. Koroner BT anjiyografi klasik anjiyografiye göre daha kolay ve daha hızlı yapılabilen ve kansız ve ağrısız gerçekleştirilebildiğinden, görüntüleme alanında çığır açan yeni bir tanı yöntemdir. Hastanede yatma zorunluluğunu ortadan kaldırır. Hasta işlem sonrasında normal günlük hayatına devam eder. Bu sistem sayesinde risk faktörü taşıyan kişilerin koroner anjiyografisi rahatlıkla yapılabilmektedir. Koroner BT anjiyografi sayesinde pek çok hastanın koroner arter hastalığı erken dönemde tespit edilip tedavileri yapılmaktadır. Medipol Mega Üniversite Hastanesinde Türkiye’deki en gelişmiş Koroner BT anjiyografi cihazlarından biri olan 256-kesitli BT bulunmaktadır.

Girişimsel İşlemler

Ultrasonografinin uygun olmadığı vücut alanlarında BT eşliğinde girişimsel radyolojik işlemler yapılabilir. Abse boşaltılması, hastalıklı dokudan biyopsi alınması, tümör dokusunun tedavi edilmesi gibi birçok işlem BT ile kolaylıkla yapılabilmektedir.

Direkt Röntgen

X ışını kullanılarak yapılan tetkiklerdir. Hastanemizde iki adet dijital röntgen cihazı ve dört adet portabıl röntgen cihazı bulunmaktadır. Çekilen görüntüler dijital olup hastanemizde DICOM formatında PACS sistemi üzerinden anında görüntülenebilmektedir.

  • Akciğer Grafisi ve Telekardiyografi: Akciğer, kalp ve diğer göğüs yapıları değerlendirilir.
  • Vertebra Grafileri: Omurga kemik yapılarının degerlendirilmesi icin çekilir. Hastanemizde skolyoz grafisi çekilebilmektedir.
  • Kemik ve Eklem Grafileri: Kemik kırıkları, kitle veya romatizmal hastalıklar gibi durumlarda kemikleri ve eklemleri değerlendirmek için yapılan tetkiklerdir.
  • Ekstremite Grafileri: Kol ve bacak kemiklerini değerlendirmek için istenir. Hastanemizde bacak uzunluk grafisi çekilebilmektedir.
  • Kafa Grafileri: Kafa ve yüz kemik kemiklerini değerlendirmek için sıklıkla travma hastalarına çekilir.
  • Paranazal Sinüs Grafileri: Sinus yapılarının degerlendirilmesi ve sinuzit tanısı için uygulanan tetkikdir.
  • Direkt Üriner Sistem Grafisi: Üriner sistem taşlarını değerlendirmek için kullanılır.
  • Ayakta Direkt Batın Grafisi: Bağırsak tıkanması ve perforasyon tanısını koymak için ilk başvurulan tetkiktir.

Floroskopi

Floroskopi, floroskop adı verilen cihaz yardımı ile hastanın gerçek zamanlı görüntülerinin alınması için kullanılan tıbbi görüntüleme tekniğidir. X ışını kullanılır. Bölümümüzde Siemens Luminos floroskopi cihazı kullanılmaktadır.

  • Özofagografi: Yemek borusunun kontrast (baryum) madde verilerek görüntülenmesi
  • Voiding Sistoüretrografi: Mesane ve alt üriner sistemin değerlendirilmesi için kullanılan bir görüntüleme yöntemi olup mesaneye bir sonda ile verilen kontrast madde aracılığıyla, işeme sırasında idrar yollarının görüntülenmesidir. Özellikle idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda mesaneden üreterlere idrar kaçağının araştırılması için kullanılır.
  • Retrograd Üretrografi: Üretraya kontrast madde verilerek üretradaki olası darlığın yeri ve boyutunun tespit edilmesi için yapılan bir tetkiktir.
  • Dakriyosistografi: Kontrast madde verilerek gözyaşı kesesi ve kanalının radyolojik olarak incelenmesidir.
  • Fistülografi: Cilt ve vucut boşlukları arasında normalde olmaması gereken bir bağlantının (fistülün) içerisine kontrast madde verilerek görüntü alınmasıdır.
  • Çift Kontrastlı Kolon Grafisi: Makattan baryumlu kontrast madde ve hava verilerek kalın bağırsakların incelenmesidir.
  • Çift Kontrastlı Mide Veduodenum Grafisi: Özofagus-mide-duodenum (yemek borusu-mide-oniki parmakbarsağı) grafisi olarak adlandırılır. Hastaya gaz yapıcı tablet ve baryumlu kontrast madde içirilerek, bu organların iç yüzeylerini görüntülemek için yapılır.
  • İnce Barsak Grafisi: İnce bağırsak pasaj grafisi ve bazen hastaya yutturulan bir tüp aracılığıyla hava ve contrast verilmesi yoluyla (enteroklizis) incelenmesidir.
  • Siyalografi: Tükürük bezi kanal sistemine kanal ağzından radyoopak kontrast madde enjeksiyonundan sonra elde edilen grafidir.

Ultrason (US) ve Doppler

Bölümümüzde 4 adet GE LOGIQ S8, 4 adet GE LOGIQ P6 ve 1 adet GE LOGIQE9 ultrason ve Doppler cihazı bulunmaktadır. Ayrıca cerrahi sırasında intraoperatif US yapmak için gerekli proplar da mevcuttur. Ultrason için X ışını değil, ses dalgaları kullanılır. Cihazın gezici kısmından (prob) insan kulağının duyamayacağı kadar yüksek frekanslı ses dalgaları çıkar. Bu dalgalar vücudun içinde değişik yoğunluktaki ortamlardan geçerken geri yansır. Bu geri yansımalar prob dediğimiz kısım tarafından toplanır ve cihazın bilgisayarına gönderilerek görüntü haline getirilir. Ses dalgaları X ışını içermediğinden radyasyon etkisi yoktur. İnsanlar üzerinde hiçbir zararlı etkisi olmadığı için güvenle, istenilen sıklıkta tekrarlanabilir. Uygulamanın kolay ve zararsız olması nedeni ile iç organların görüntülenmesinde ve hastalıkların tanınmasında sık olarak uygulanmaktadır. Ultrason cihazı ses dalgalarını geçirip iyi iletmediği için hava veya gaz ihtiva eden organları ve kemik yapıları görüntüleyemez. Ultrason en sık batında karaciğer, dalak, safra kesesi, safra yolları, pankreas, böbrek,mesane, uterus, yumurtalıklar ve prostat incelemesi için kullanılır. Özellikle karın ağrısı sebebiyle, safra kesesi ve safra yolları ile genitoüriner hastalıkların değerlendirilmesinde ilk görüntüleme yöntemi olarak kullanılmaktadır. İkinci en sık kullanım alanı gebelik ve jinekolojik hastalıklardır. Ultrason gebelikte bebeğin gelişiminin normal olup olmadığını anlamak için kullanılan en iyi yöntemdir. Ultrasonun bebek üzerinde şimdiye kadar kanıtlanmış bir yan etkisi bildirilmemiştir. Bu nedenle gebelikte ultrasonografi güvenle kullanılabilir. Gebelikte ultrasonun en önemli dezavantajı bebek anormalliklerin tamamını gösterememesidir. Bunun dışında, boyun, tiroid bezi, tükrük bezleri, meme, kaslar ve eklemler, penis ve testisler ve yüzeyel yumuşak dokuların değerlendirilmesinde güvenilir bir tanı yöntemidir.

Renkli Doppler ultrason klasik ultrason ile Doppler sisteminin birlikte bulunduğu ultrason cihazlarıdır. Renkli Doppler US kanakımını renk ile kodlayarak, damarlar içindeki kan akımının varlığını, akımın yönünü ve hızını gösteren yeni bir US tekniğidir. Atardamar ve toplardamar hastalıklarının teşhisinde ve vücut içinde tespit edilen kitlelerin damarlanmasının değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Özellikle damar tıkanıklığı ve varis gibi damar hastalıkların tanınmasında kullanımı kolay ve iyi yapıldığı takdirde güvenilir bir tanı yöntemidir.

Mamografi

Mamografi bir tür röntgen filmi olup, meme kanseri taranmasında kullanılan en etkin görüntüleme yöntemidir. Bölümümüzde HologicSelenia 3D dijital mamografi cihazı bulunmaktadır. Meme kanseri kadınlarda görülen en sık kanser türü olup erken teşhis çok önemlidir. Memede, muayene ile saptanamayacak kadar küçük kanserlerin tespit edilmesi amacıyla yapılan mamografiti tetkiki ile meme kanserinin erken teşhisi mümkündür. Amerikan Kanser Enstitüsü, Dünya Sağlık Örgütü ve Türk Radyoloji Derneği 40 yaş üzerindeki kadınların, her yıl mamografi çektirmesini önermektedir. 40 yaşından önce rutin mamografi çekimi ise yüksek riskli hastalar dışında önerilmemektedir.

Çekim sırasında memelerin cihaz üzerinde bulunan iki plaka arasında sıkıştırılması gerekmektedir. Bu sayede meme dokusunun üst üste gelmesi önlenerek, kitlelerin ortaya çıkması sağlanır. Bu sıkıştırma görüntü kalitesini arttırırken inceleme sırasında maruz kalınacak ışın dozunu da azaltır. Bu nedenle mamografinin memelerdeki şişliğin ve hassasiyetin en az olduğu dönem olan adetin 7. ile 14. günleri arasında çekilmesi önerilmektedir. Ter, parfüm, deodorant, pudra vb. kalıntılar yanıltıcı sonuç verebileceğinden mamografi çektirmeden önce duş alınması ve bu tür maddelerin kullanılmaması önerilmektedir.

Kemik Mineral Yoğunluğu Testi (Kemik Dansitometresi = DXA)

Kemik yapısının önemli kısmını kalsiyum ve fosfor gibi mineraller oluşturur. Kemik dansitometritarama, kemik mineral yoğunluğunu ölçmek ve kemik mineral yoğunluğu kaybını değerlendirmek amacıyla yapılan bir testtir. Kemik yoğunluğu (dansitesi) ölçüm yöntemlerindeki amaç, kemiğin bu mineral kısmının, miktarsal oranını belirlemektir. Kemikteki minerallerin kaybı ne kadar fazla ise, yoğunluk o kadar düşük ölçülür, bu durumda kemik mineral yoğunluğu azalmış yani kemikerimesi (osteoporoz) meydana gelmiş şeklinde yorum yapılır. Bu test, kemiklerde kalsiyum kaybı sonucu gelişen osteoporoz tanısı için kullanılır. Bu işlem sırasında çok az miktarda radyasyon kullanılır. Kullanılan radyasyon miktarı bir akciğer filminin onda biri gibi aşırı derecede küçüktür.

Kemik Mineral Yoğunluğu Testi Ne için Yapılır?

Kemik mineral yoğunluğu testi genellikle menopoz sonrası kadınları etkileyen, ancak erkeklerde ve çocuklarda nadiren olsa da ortaya çıkabilen osteoporozu teşhis etmek için kullanılır. Kemik mineral yoğunluğu testi ile kişilerin kırık gelişme riski de değerlendirilebilir.

Kemik Yoğunluğu Ölçümü Kimlere Yapılır?

  • Menopoz sonrası kadınlara
  • Önceden geçirilmiş kırık gibi kişisel ya da ailesel bir öyküsü olanlara
  • Kemik kaybı ile birlikte seyreden hastalıkları olan hastalara
  • Menopoz öncesi dönem deosteoporoz açısından yüksek risk taşıyan kadınlara
  • Cerrahi olarak menapoza giren (her iki yumurtalığı alınan) kadınlara
  • Menopoz sonrası risk faktörleri taşıyan kadınlara
  • Ailede osteoporoz öyküsü bulunanlara
  • Yılda 2,5 cm. den fazla boy kısalması olanlara
  • 65 yaştan büyük olanlara
  • Kalsiyumdan fakir beslenenlere
  • Röntgen filminde kemik yoğunluğunda azalma (osteopeni) saptananlara
  • 1 aydan uzun süren hareketsiz(immobilizasyon) kalmak zorunda olanlara

Herhangi Bir Hazırlık Gerekir mi?

Hayır. Kemik yoğunluğu ölçümü için bir hazırlık gerekmez. 24 saat önceden kalsiyum içeren yiyecekler almamaya çalışın. Metal düğme, fermuar gibi kısımlar içermeyen hafif ve rahat giysiler giymeye çalışın. Eğer yakın zamanda (son 1 hafta içinde) baryumlu inceleme, radyoizotop tarama ya da bilgisayarlı tomografide kontrast kullanımı gibi bir uygulama yapıldıysa bunu doktorunuza bildiriniz. Bu durumda kemikdansitometri incelemesi için 10 ya da 14 gün beklemeniz istenebilir.

Eğer hamile iseniz ya da hamile olma olasılığınız varsa doktorunuza ya da ilgili teknisyene lütfen bildiriniz.

Kemik Yoğunluğu Ölçümü Nasıl Yapılır?

Sizden soyunmanız ve bir hasta önlüğü giymeniz istenecektir. Daha sonra röntgen ışını gönderen bir masaya uzanacaksınız üstünüzde de bir görüntüleme cihazı olacaktır. Masa üzerinde hareketsiz yatılır. Herhangi bir enjeksiyon yapılmaz ve inceleme ağrısızdır. İnceleme, türüne göre değişmekle birlikte en fazla 20 dakika sürer.

Kemik Yoğunluğu Ölçümü Ne Sıklıkta Yapılmalıdır?

Osteoporozun derecesine ve verilen tedaviye göre değişmekle birlikte menopozdaki yüksek riskli hastalarda 2 yılda bir, düşük riskli hastalarda 5 yılda bir omurga ve kalça kemik yoğunluğu ölçümü yapılmalıdır. Kemik erimesinin şiddetine ve uygulanan tedaviye göre tekrarlama sıklığı hekiminiz tarafından size belirtilecektir.

Girişimsel Radyoloji

Girişimsel radyoloji ise son yıllarda hızlı ilerleme kaydeden bir yan dal olup, radyolojinin tedavi edici bölümüdür. Günümüzde hastaya ve işlem yapılan dokuya en az zarar veren, hastanede kalış süresini kısaltan, bakımı kolay, genel anestezi ihtiyacı olmadan gerçekleştirilebilen, komplikasyon (hastanın ya da doktorun elinde olmadan gelişen, istenmeyen yan etki) oranı ve maliyeti düşük yeni tedavi yöntemleri hızla uygulamaya girmektedir. Girişimsel radyoloji, bu prensiplere uygun bir şekilde geliştirilmiş, temelleri 60’lı yıllara dayanan, birçok farklı hastalıkta ameliyatsız tedavilerin yapılmasına olanak sağlayan yeni bir yan dal olup Radyoloji Bilim Dalı bünyesinde girişimsel radyologlar tarafından uygulanmaktadır. Girişimsel Radyoloji’de amaç görüntüleme yöntemleri olan ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, anjiyografi, floroskopi ve manyetik rezonans görüntüleme kılavuzluğunda ciltten girerek damarların içinden veya başka çok farklı damar dışı yollardan milimetrik, ince materyaller ile hastalığa ulaşarak tedaviyi ameliyatsız bir şekilde gerçekleştirmektir. Girişimsel radyolojik tedavilerin çeşitliliği son zamanlarda hızla artmakta ve teknolojinin gelişmesine paralel olarak ortaya çıkan yeni teknikler birçok hastalığın girişimsel yöntemlerle tedavisini mümkün kılmaktadır.

Girişimsel radyolojik işlemler vasküler (damarla ilgili) ve nonvasküler (damar dışı organlarla ilgili) olarak iki büyük gruba ayrılır. Vasküler girişimler de kendi içinde nörovasküler girişimler (beyin damarları ile ilgili) ve periferik vasküler girişimler (beyinin dışında kalan organların damarları ile ilgili) olarak ikiye ayrılır. 

Vasküler Girişimsel İşlemler

Damarla ilgili girişimsel radyolojik işlemlerin en çok bilineni tanısal klasik anjiyografidir. Ancak tomografi ve MR ile yapılan anjiyografilerin tanı yeteneğinin çok yüksek hale gelmesi bu ihtiyacı önemli oranda azaltmıştır. Anjiyografi günümüzde ağırlıklı olarak tıkalı ya da daralmış damarların açılması veya hastalıklı damarların kapatılması gibi tedavi edici işlemlerde kullanılmaktadır. Tıkalı veya daralmış atardamar ya da toplardamarlar, içerisinden geçirilen ve hastalıklı damar içinde şişirilen balon kateterler (balon anjiyoplasti) ya da metalik kafesler (stent) yardımıyla açılır. Kalp damarları dışındaki karaciğer ve böbrek gibi iç organ damarları, kola ve bacağa giden damarlar ile beyin damarlarının hastalıkları girişimsel radyoloji hekimlerince tedavi edilmektedir.

Damar açmak dışında yeri geldiğinde bazı damarları tıkamak (embolizasyon) hayat kurtarıcı olabilmektedir. Embolizasyon işlemleriyle damarda baloncuk oluşumu (anevrizma), anormal damar yumağı (arteriovenöz malformasyon) ve kanamaya neden olan odak bulunup tedavi edilebilir. Bunlar arasında en önemli girişimsel işlemler beyin damarlarında gerçekleştirilen işlemlerdir. Bu sayede daha önce ameliyatla tedavi edilen butür damar hastalıkları, artık kapalı yöntemle damar içinden özel üretilen mikro malzemelerle girişimsel radyoloji hekimlerince tedavi edilmektedir. Bir diğer önemli embolizasyon işlemi ise “kemoembolizasyon” olup kanserin bulunduğu organa damar yolu ile ulaşılarak kanser ilacı yüklenmiş mikrokürelerin enjekte edilmesini ve kanseri besleyen damarın tıkanarak kanser ilacının direkt olarak tümöre verilmesini ifade eder. Kemoembolizasyon işlemi en sık karaciğer tümörlerinde kullanılmaktadır.

Vücudumuzun en büyük atardamarı olan aort damarının balonlaşıp genişlemesine aort anevrizması denir. Tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen bu hastalıklar eskiden bütün karın açılarak yapılan ameliyatlarla tedavi edilmekteyken günümüzde girişimsel radyolojik teknikleri sayesinde kasık damarından girilerek özel kaplamalı stentler yardımıyla yapılmaktadır. (EVAR)

Girişimsel radyolojideki işlemlerin bir kısmı toplar damarlar ile ilgili olup geçici ve kalıcı diyaliz kateterlerinin takılması, pıhtılaşmış bacak toplar damarlarının açılması, toplar damara koruyucu fitrelerin takılması ve bacak varislerinin ameliyata gerek kalmadan ultrason eşliğinde görüntülenip lazer ile yakılarak tedavi edilmesi (endovasküler varis tedavisi) bunlardan bazılarını oluşturur.

Non-vasküler Girişimsel İşlemler

Girişimsel radyolojik işlemlerin ikinci ana grubu nonvasküler (damar dışı organlarla ilgili) işlemlerdir. En sık yapılanı iğne biyopsi işlemleridir. Birçok hastalığın ve tümör şüphesinin kesin tanıya ulaşabilmesi için biyopsiye ihtiyaç duyulmakta ve günümüzde biyopsilerin büyük çoğunluğu ameliyatsız olarak sadece ince iğnelerle alınabilmektedir. İğne biyopsileri, görüntüleme kılavuzluğunda ince bir iğnenin ciltten herhangi bir kesi yapmadan girilerek biyopsi alınacak dokuya kadar güvenle, görerek ilerletilmesini ve buradan patolojik inceleme için hücre, doku ya da sıvı örneği alınmasını sağlar. Görüntüleme kılavuzluğunda sıklıkla ultrason ve tomografi cihazları kullanılır. Girişimsel radyolojide körlemesine biyopsi yapılmaz.

Tedavi edici damar dışı organlarla ilgili girişimsel radyolojik uygulamaların önemli birkısmını drenaj işlemleri oluşturur. Drenaj işlemleri çok çeşitli olup abse, kist veya hematom (kan toplanması) gibi sıvı toplanan alanların boşaltılmasını, akciğerde ya da karında biriken sıvıların boşaltılmasını ve tıkanan idrar yolu ya da safra kanallarının katater girişimler ile açılmasını içermektedir. Bu tür işlemler hastalıklı sıvı toplanan bölgelere görüntüleme eşliğinde özel ince iğneler ile ciltten girilmesi ve buralara kateter adı verilen ince plastik borular yerleştirilmesi sayesinde gerçekleştirilir.

Tümörlerin ısı ya da lazer tekniği yardımıyla yakılıp tedavi edilmesi (ablasyon tedavisi) artık mümkündür. Görüntüleme eşliğinde bir iğne tümör içine gönderilir ve radyofrekans veya mikrodalga enerjileri ile ortamda yüksek ısı oluşturularak tümör tedavi edilir. Bu yöntem günümüzde özellikle karaciğer, böbrek, kemik ve akciğer tümörlerinin tedavisinde sıklıkla kullanılmakta ve diğer birçok tümörde de kullanım potansiyeli taşımaktadır.

Sonuç olarak görüntüleme kılavuzluğunda birçok organ sistemi ile ilgili tedavi edici işlemler yapan girişimsel radyoloji daha önce cerrahi yolla yapılan tedavilerin genelde narkoza ihtiyaç olmadan gerçekleştirilmesini sağlamaktadır. Ağrının daha az olması, kesiye ihtiyaç olmaması, iyileşme süresinin kısa olması, işlemlerin büyük çoğunluğunda hastanın aynı gün ya da en fazla bir gün yatış sonrası evine gönderilebilmesi en önemli avantajlarıdır.

PACS (Görüntü Arşivleme ve İletişim Sistemi)

MRG, BT, röntgen, mamografi, floroskopi, anjiyografi, ultrason ve nükleer tıp cihazlarında çekilen hasta görüntülerinin kalıcı olarak saklanması, istenildiğinde geri çağrılması, istenilen bilgisayar ve alanlarda dağıtımı ve sunumu için kullanılan yazılım ya da ağlara PACS adı verilir. Medikal görüntülerin saklanması için en çok kullanılan format DICOM (Digital Imagingand Communications in Medicine) formatıdır. PACS sistemlerinin iki temel kullanım alanı vardır. Bunlardan birincisi röntgen filmi basımını ve ciddi depolama alanı gerektiren film arşivlerini ortadan kaldırmaktır. Aynı sağlık merkezinde çekilen görüntülere anında erişim sağlanabiliyor olması PACS'ın film arşivlerine olan bir diğer üstünlüğüdür. İkincisi ise görüntülere uzaktan erişimin sağlanmasıdır. PACS sağlık merkezi dışından görüntülere erişebilmeyi ve raporlayabilmeyi mümkün hale getirmiştir. Teleradyoloji sistemleri sayesinde dünyanın diğer ucundan görüntülere ve bilgiye ulaşmak mümkün hale gelmektedir. Hastanemizde son sistem PACS mevcut olup görüntüleriniz güvenle saklanmakta ve depolanmaktadır.